İçeriğe geç
NovaSofyaBİLGİNİN İZİNİ SÜR
Tez · Orta Çağ tarihi ve askerî tarih · 2022

Birinci Haçlı Seferi: Bizans, Yeminler ve İznik

Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri
Muhammed AvcıDokuz Eylül Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü · Tarih

7 dk okuma · Çalışmanın diğer konuları →

İmparator Aleksios Komnenos Haçlı Seferi’ne çağrı sonrasında yaşanan olaylardan sonra Batılıların amaçlarının Doğu’da toprak kazanmak ve devlet kurmak istediklerini anlıyordu. Bundan dolayı stratejik olarak onlara vereceği yardımlar karşılığında kendisi de onların sadakatini kazanmak istiyor ve Batılı şövalyelerden kendi adetlerine uygun bir şekilde vasallık yemini talep ediyordu. Türklere karşı kazanılan toprakların yönetimi onlarda olacak ve kurdukları yönetimlerin bağlılığı Bizans İmparatorluğu’na bağlı olacaktı. İstanbul’a bu amaçla gelen ilk ordu olan Hugue de Vermendois adındaki Fransız dükü bu durumu kabul etse de gelen Haçlıların hepsinin fikri bu şekilde olmayacaktır. Gelen ikinci ordu da Aşağı Lorainne Dükü Godefroi de Boillon önderliğindeki Fransızlar olacaktır. Godefroi ile beraber kardeşi Boulogne Dükü III. Eustache ve Baudouin gibi birçok ünlü şövalye de gelmişti. İmparator Aleksios onlardan da vasallık yemini almayı denemişse de girişimleri başarısız olmuş ve bu büyük ordunun yaratacağı tehlikeleri görebiliyordu. Ardından gelecek orduların da haberini almasıyla İmparator Aleksios Haçlı ordusuna verdiği destekleri kesmesiyle sonuç Haçlıların İstanbul’a saldırması şeklinde oldu. Ancak İmparatorluk kuvvetleri baksın gelerek vasallık yemini alıp onları Anadolu’ya geçirdi. Onları İzmit yolundaki Pelekanon[195] bölgesine yerleştirdi. Baudoin İstanbul’a gelen şövalye ve lordların yeminlerine eşlik etmek için saraya çağrılmıştı. Sarayda Batı ve Doğu yönetimlerinin farklılığı göze çarpmaktaydı. Gelen lordların ve şövalyelerin merkezi yönetimlerden uzak olduğu sarayda yaşanan şu olaydan anlaşılmaktadır. Yeminler edildikten sonra bir şövalye imparatorun tahtına oturma cüreti gösterir, bunun üzerine Baudoin onu tahttan kaldırmaya çalışır ve şövalye “şu adama bak, böyle cesur kumandanlar ayakta dururken o oturuyor” diye söylenir. Aleksios adamın söylediklerini tercüme ettirir ve herkes salondan çıkarken onu yanına çağırıp kim olduğunu sorar. Kendisinin saf kan Frenk olduğunu, bu zamana kadar kendisi ile karşılaşacak ve onu yenecek hiçbir kimse olmadığını söyler. Aleksios’da mağrur bir şekilde: “Sen çarpışmak istemiş ancak fırsat bulamamışsan işte sana çatışmalardan başını alamayacağın fırsat geldi. Sana ordunun ne önünde ne de arkasında ol tam tersine ordunun ortasında ol öğüdünü içtenlikle vermek isterim, çünkü ben Türklere karşı savaşma yöntemi üzerine çok uzun süredir deneyim edindim” demiştir.[196] Anna Komnena İmparator Aleksios’un sadece bu adama değil tüm diğerlerine de aynı şekilde Türklerle karşılaşacakları savaşlarda uyarılarda bulunuyordu. Çünkü Batılı şövalyeler Türkleri tanımasa da İmparator Aleksios Türklerin savaş konusundaki yeteneklerini geçmiş tecrübelerinden oldukça bilmekteydi.[197]

Fransızların gelişinden sonra da Güney İtalya Normanları Bohemund önderliğinde İstanbul’a gelmiştir. Bohemund’da İmparator Aleksios’a karşı bağlılık yeminini sorgulamadan kabul edip vermişti. Çünkü o da bir strateji yaparak İmparator Aleksios’un güvenini kazanıp Haçlı Ordusu’nun reisi olmak istiyordu. Onlar da Anadolu’ya geçirilip Godefroi’nin birliklerinin yanına gönderildiler.

Ardından Papa’nın çağrısını kabul eden ilk lider olarak topraklarını oğlu Bertnard’a bırakıp Güney Fransa civarından dönmemek üzere yola çıkan Toulouse Kontu Raymond de Saint-Gilles önderliğindeki ordu katılım sağlayan en kalabalık ordu olmuş ve onlar da İstanbul’a vardı. O da diğer Haçlı liderleri gibi sadakat yemini etmekte inat etse de Godefroi ve Bohemund’un tavsiyeleriyle İmparatorluk aleyhinde bir şey yapmayacağına yemin ederek ordusuyla Pelekanon karargahına gönderildi.[198]

Kuzey Fransızlarından oluşan bir diğer ordu da Normandiya dükü Robert, Blois kontu Etienne ve Flandre kontu II. Robert önderliğinde İstanbul’a geldiler. Gelen Haçlılar İstanbul’dan ve İmparator Aleksios’un da verdiği zengin hediyelerden oldukça etkilenmekteydiler. Hatta Blois kontu Etienne karısı Adele’ye yazdığı bir mektupta kayınbabası Fatih William’ı kastederek “sevgilim senin baban da çok hediyeler verdi ama bu adamın verdikleri yanında hiç kalır” diyerek İmparator’un ne kadar cömert olduğunu belirtir.[199] Aynı şekilde Anna Komnena’nın anlatımına göre Bizans’a karşı düşmanca tavırlar besleyen Bohemond’a İmparator hediyeler gösterdiğinde “bende bu kadar değerli mal olsaydı, şimdiye kadar çoktan pek çok ülkenin hükümdarı olurdum” demiş ve görevli de ona “bunların hepsi imparatorun bağışlaması sayesinde senindir” dendiğinde sevinçle kabul ettiğini belirtir.[200]

Artık sayıları oldukça artan düzenli Haçlı Ordusu birlikleri saldırıya geçmeye başlayacaktır. Pelekanon’daki kampta beklemekte olan Haçlı Ordusu yola çıkarak doğrudan Türkiye Selçukluları başkenti İznik’i kuşatmak üzere yola çıkar şehri kuşatırlar. Sonradan katılan Kuzey Fransız orduları da onlara orada katılırlar.[201] Muhtelif birliklerden oluşan bu ordunun sayısının yaklaşık 70.000 kişiyi bulduğu tahmin edilmektedir.[202]

Pierre L’ermite’e karşı elde edilen başarı Sultan I. Kılıçarslan’ı Haçlı Ordusu’na karşı güvenini artırsa da bu defa çok daha düzenli, tecrübeli ve kalabalık ordularla karşılaşacaktı. Haçlıların haberlerini alsa da tedbir olarak önlemler gevşek tutulmuştu. Hatta muhtemelen Haçlıların İznik’i kuşatacaklarını bile düşünmemişti. Bu sırada Kılıçarslan Ermeni Gabriel’in elinde bulunan Malatya’yı topraklarına katıp hakimiyetini Doğu’da geliştirmek niyetindeydi.[203] Kılıçarslan’ın Doğu’da Anadolu birliği için yaptığı mücadeleler sırasında bu kuşatmanın olması hem İznik’in ele geçirilmesini kolaylaştırmış hem de hızlıca yola çıkıp gelmeye çalışan ordunun da yorgunluğunu artırmıştı. Hatta Kılıçarslan’ın gelmeyeceğini düşünen kale garnizonu şehri Haçlılara vermektense Bizans komutanı Boutoumites ile şehrin teslimini görüşmek üzere içeri almışlardı ki o sırada Kılıçarslan’ın geldiği haberini alınca görüşme bitirilmişti.[204] Ancak birlikler gelene kadar şehir kuşatılmıştı. Öncü Türk birliği saldırıp şehre girmeye çalışsa da Haçlılar onları geri püskürtmüştü. Kılıçarslan yanında Karaca, Buldacı ve diğer Türk beyleriyle İznik’e doğru hızlıca yola çıkmış ve karşısında büyük bir Haçlı Ordusu ile karşılaşmıştı. Raymond de Saint Gilles Türklere doğrudan saldırmanın mantıklı olduğunu düşünür ve ona desteğe Robert de Flandre gelir. Türkler ve Haçlılar arasındaki ilk sağlam mücadele bu olacaktır.[205]

Sultan Kılıçarslan öncü birliğinin yenilgisinden ve geri çekilişinden sonra ordusunu birleştirip İznik önünde toplanan bu yabancı orduya sağlam bir yenilgi yaşatmak istiyordu. Sabah vakti bütün ordusuyla İznik önündeki ovada toplanmışlardı. Ancak bu durum üzerine Haçlı Ordusu önceki gelen ordunun aksine bu defa donanımlı, düzenli ve disiplinli askerlerden oluşmaktaydı. Haçlı Ordusu “tepeden tırnağa silahlanıp” harekete geçmişti.[206]

Şövalyeler ağır ve tam zırhlı, sağlam donanımlı, savaş tecrübeli atlı birliklerden oluşmaktaydı. Ellerindeki uzun mızrakları ile sıkı bir düzen halinde birbirlerine yakın bir şekilde grup halinde saldırıyorlar ve bu ağır zırhlı yakın düzendeki hücum şeklinde saldırıyı durdurmak oldukça zor bir meziyetti. Buna karşılık olarak Türk birliklerinin ana omurgası özellikle meydan savaşlarında üstünlüğü sağladığı Türk süvarisidir. Türkler hızlı koşabilen, hareket kabiliyeti fazla atlara biniyorlar, giydikleri zırhlar genellikle ince ve hafif olup, hafif kalkanlar taşıyorlardı. Bu durum onların esnekliklerini ve at üzerinde daha rahat hareket edebilecek bir ortam sağlıyor, at üzerinde yay kullanımlarını daha etkin hale getiriyordu. Türklerin savaş düzenleri Haçlı şövalyeleri gibi toplu ve kümeli hücumlardan ziyade dağınık ve dalga dalga akınlar halinde oluyor hücum ederken de geri çekilirken de iyi nişanlar alarak düşmanı yıpratıyorlardı.[207]

Şehri kurtarmak ümidiyle hareket edenen Selçuklu ordusu güneyden Provence birliklerine doğru saldırıya başlamıştı. Ancak bu bölge arkası orman ve şehir surları önündeki Haçlı ordusuna karşı Türk süvarileri yeterli manevra alanı bulamıyordu. Zira hafif zırhlı atlı okçulara karşı direk bir savaş şansı bulabilen zırhlı Haçlı süvarileri avantaj sağlıyordu. Haçlı ordusuna doğrudan hücum eden bu atlı okçu birlikleri başlangıçta bu orduya karşı başarı sağlamıştı. Ancak Haçlı birlikleri hızlı bir şekilde güney tarafına desteğe gelmiş ve Godefroi de Bouillon kumandasındaki bu destek savaş meydanında Haçlılar lehine ciddi bir fark yaratmışlardı. Raymond’un şövalye birlikleri de göğüs göğüse savaş durumundaki Selçuklu süvarilerine arkalarından dolaşarak bir saldırı başlatmışlar ve bu durum Türk ordusunu zor bir duruma sokmuştu.[208]

Türk süvarisinin ve Avrupa şövalyesinin karşı karşıya kaldığı bu savaş, asırlardır gelişen süvari kültürlerinin de bir anlamda üstünlüklerinin ve zayıflıklarının belli olacağı tarihsel neticeleri ortaya çıkaracaktı. Nitekim bu savaş tüm gün devam etmiş Haçlı Ordusu ağır kayıplar verse de net bir sonuç elde edilemeyerek Kılıçarslan’ın ordusu geri çekilmek durumunda kalmış ve şehri içindeki garnizonun kaderine terk etmiştir. Kılıçarslan’da bu savaş sonucunda Haçlı Ordusu’nun güçlü ve zayıf yanlarını öğrenmiş olup düşmanın sandığından daha nitelikli olduğunu farketmişti.

Haçlılar nihayetinde İmparator Aleksios’tan gelen destekler ile kuşatma araçlarını geliştirince şehir direnemeyeceğini anladı ve Kılıçarslan’ın şehirdeki Türk garnizonuna “bundan böyle, en uygun sandığınız neyse onu yapın” haberi üzerine şehir Bizans İmparatorluğu’na teslim oldu.[209] Ionnes Zonoras’ın ifadesine göre de “kenti pek çok para karşılığında imparatora teslim etmişlerdi.”[210] İznik haçlılardan ziyade Bizans’ın eline geçtiğinde Kılıçarslan’ın eşi de esir alınmıştı ve esirlere iyi muameleler edip sultanın eşi ve çocuklarını da Kılıçarslan’dan haber gelene kadar İstanbul’a götürmüşlerdi. Savaşın akabinde Haçlılar İmparatorluğa kendilerinden habersiz bir şekilde teslim alınmasına, yağmalanmamasına karşı kızgın olsalar da İmparator Aleksios onları Pelekanon’da altınlar ve hediyeler dağıtarak teskin etmeyi başarmıştır. İznik’in Türkler tarafından kaybedilmesi Haçlı Seferleri’ne büyük bir moral kaynağı olmuş Avrupa’da bu zaferin sesi yankı yapmıştı. Artık Haçlı Seferleri Avrupa’daki destek vermeyen diğer şehirlerin ve lordların da ilgisini çekmişti.[211]

Kaynakça

Bu bölümün yayın künyesi ve metinde kullanılan dipnot kaynakları aşağıdadır.

Muhammed Avcı (2022). Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri. Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü · İzmir. İlgili tez sayfaları: Basılı s. 53–57; PDF s. 62–66.

  1. Demirkent, Işın. Haçlı Seferleri. Dünya Yayıncılık, İstanbul, 1997.

    Dipnotlar: 197, 198, 199, 201, 205, 207, 211
  2. Komnena, Anna. Alexiad: Anadolu’da ve Balkan Yarımadası’nda İmparator Alexias Komnenos Dönemi’nin Tarihi Malazgirt’in Sonrası. Çev. Bilge Umar. İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1996.

    Dipnotlar: 196, 200, 204, 206, 209
  3. Mateos, Urfalı. Urfalı Mateos Vekayinamesi (952-1136) ve Papaz Grigor’un Zeyli (1136-1162). Çev. Hrant D. Andreasyan. Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2000.

    Dipnotlar: 203
  4. Pavkovic, Michael F. “Dorileon (Eskişehir) 1097”. Dünya Savaş Tarihi Haçlı Seferleri 1097-1444, c. V. Ed. Kelly Devries. Timaş Yayınları, İstanbul, 2021.

    Dipnotlar: 202, 208
  5. Zonaras, İonnes. Tarihlerin Özeti. Çev. Bilge Umar. Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2008.

    Dipnotlar: 210
Dipnotlar (17)
  1. [195]

    Bugün ki Kocaeli ili, Gebze ilçesi, Eskihisar bölgesi.

  2. [196]
  3. [197]
  4. [198]
  5. [199]
  6. [200]
  7. [201]
  8. [202]

    Michael F. Pavkovic, “Dorileon (Eskişehir) 1097”, Dünya Savaş Tarihi Haçlı Seferleri 1097-1444 Cilt V, (Ed. Kelly Devries), Timaş Yayınları, İstanbul, 2021, s. 21.

    Kaynakça: Pavkovic, Michael F ↗
  9. [203]

    Urfalı Mateos, Urfalı Mateos Vekayinamesi (952-1136) ve Papaz Grigor’un Zeyli (1136-1162), Çev. Hrant D. Andreasyan, Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2000, s. 187.

    Kaynakça: Mateos, Urfalı ↗
  10. [204]
  11. [205]
  12. [206]
  13. [207]
  14. [208]
  15. [209]

    Komnena, ss. 326-329.

    Kaynakça: Komnena, Anna ↗
  16. [210]

    İonnes Zonaras, Tarihlerin Özeti, Çev. Bilge Umar, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul, 2008, s. 169.

    Kaynakça: Zonaras, İonnes ↗
  17. [211]
AKADEMİK YAZI ÜZERİNE

Fikrini gerekçesiyle paylaş.

Yazıyı paylaş

Fikirler yükleniyor…

0/2000 · Topluluk kuralları geçerlidir.