İlk evcilleştirilen hayvan 11 bin yıl önce köpek olmuştur. Onu 9 bin yıl önce keçi ve koyun takip eder. Daha sonra domuz, ren geyiği ve kümes hayvanları izler. At bunlardan sonra gelmektedir. Atın evrimi fosil buluntularıyla daha iyi takip edilir. Atgiller (Equidae) gergedan, tapir ve bugün bazı soyu tükenmiş türlerle birlikte tek toynaklılar (perrisodoctyla) takımını oluşturur. Bunlar da eşek, zebra ve alt tür olarak da attır. Modern atlar (Equus) ayaktaki üçüncü dijitin büyümesi iki ve dördüncünün küçük kalıntılara dönüşmesi ile kendini gösterir. Atın dişleri otlamaya yönelik adaptaston geçirmiştir. İçerdiği silika ile hızla aşınım gösterir. Tüm azı dişleri aşınma ile öğütücü bir işlev göstermektedir.”[8] “Equus çeşitli at ailelerinden yaşayan tek cinstir. 5 milyon yıl öncesine kadar geçmişi gitmektedir. Yaşayan cinsleri at, eşek ve zebradır. Equus fosilleri Avustralya ve Antarktika hariç tüm kıtalarda görülür.
Afrika’da zebra hiçbir zaman evcilleştirilememiş, eti için avlanmıştır. Ortadoğu’da öküz ve onagor İ.Ö. 5. Bin yılda koşum hayvanı olmuştur. Daha sonra yerini Karadeniz’in kuzeyinden getirilen at almıştır. Libya’da İ.Ö. 3000 yılında Equus asinus türünden evcilleştirilen eşek, İ.Ö. 1400’lerde tüm Akdeniz ülkelerine yayılmıştır.[9]
Avrasya’da evcilleştirilen yük ve binek hayvanı olarak kullanulan ilk otlak hayvanı İ.Ö. 8000’lerde Ren geyiği olmuştur. Koşum olarak kullanımı da İ.Ö. 3000’lerde görülür.[10]
Ot yiyen hayvanlar arasında adele kuuveti en fazla ve dayanıklı, coğrafi değişikliklere karşı en uyumlu ve hız açısından binek hayvanlar arasındaki rakipsiz sayılabilecek olan at insanlık tarihinin birçok kısmında etkin rol oynamıştır.[11] Equus’un soyu ortaya çıktığı Kuzey Amerika’da 10.000 yıl önce tükenmiştir.” Amerikalı paleontolog G.G. Simpson atın evrim tarihini Hyracatherium’dan Equus’a kadar 60 milyon yıl içinde her biri ortalama 7.5 milyon yıl olacak şekilde evrim geçiren 8 cins olarak belirtir.”[12] Buzul çağının son ermesiyle Moğolistan’dan Himalaya dağlarına, Karakurum’a, Kafkaslara, Toros dağlarına ve Balkanları ve Alpleri aşıp Pirenelere kadar Avrasya çayırlarında at sürüleri dolaşmaktaydı. At için geniş topraklarda uygun otlaklar ve su kaynakları olması gerekir.[13]
Atlar Mısır’a yaklaşık İ.Ö. 1600 yılında getirilmiş ve burada tekerlekli koşum hayvanı olmuştur. Atın evcilleştirilmesine ilişkin İ.Ö. 6000-3000, koşum hayvanı olarak kullanımı da İ.Ö. 3000-2000’li yıllardır. Koşum ve binek hayvanları arasında yapılan ayrımda atın ilk evcilleştirildiği alan için Orta Asya ve Karadeniz Hazar çevresi tezleri ön plandadır.[14]
Tartışmalı bir konu olmasının sebebi de atın ilk evcilleştirildiği bölgenin Hint Avrupalıların ata yurdu olabileceği düşüncesidir. Hint Avrupalı kökenli bir çok araştırmacıya göre anayurtları Karadeniz Hazar Aral arası bölgedir. Bu tezlere göre Orta Asya’ya da yayılmışlardır ancak kaynaklar yapılan incelemelerde bu ırkların böyle bir hareket izlediği yönünde delil göstermemektedir.[15] Bu tartışmalar arasında atın evcilleştirilmesi yönünde en yakın olarak görülen Altay kökenli halkların önemli rol oynadığı düşüncesidir.
En erken at ehlileştirme merkezlerinin neresi olduğu konusunda, doğal olarak evcilleştirilmemiş vahşi at sürülerinin alanlarının olduğu düşüncesi cevap olarak öne çıkar. Bu bölgenin çekirdeği Dinyeper nehrinin Doğu’sundan Volga’ya ve sonu tam hesaplanamasa da Doğu’ya doğru uzanmaktadır. İ.Ö. 3000’lerde ehlileştirilmiş atlar Afanesyevo kültürü içerisindedir. Bunlar da İ.Ö. 4000’lerde ehlileştirilen atların kaynağını göstermektedir.[16] Bu doğrultuda da evcilleştirilen binek hayvanın hangi amaçlarla evcilleştirildiği düşüncesi önemlidir. Çünkü vahşi olan bir hayvanı evcilleştirmek için belirli bir zorunluluk gerekmektedir. Bu zorunlu faaliyet de vahşi hayvanın bulunduğu coğrafyadaki yaşam biçimine paralel olarak Asya’da geniş bozkırlarda yaşayan hayvancılık kültüründe gelişim sağlayan kültürlerin çok sayıda hayvanları idare etmesi olarak değerlendirebiliriz. Dolayısıyla coğrafyanın ve kültürün bir arada gelişimi ile beraber, neticelenen arkeolojik ve antropolojik kanıtlar ile beraber atın Asya kavimleri tarafından evcilleştirilmesi yorumu bilimsel açıdan en olası yorumdur.[17]
At erken dönemlerde tüm Avrasya bölgesinde görülmesine rağmen evcil atın tek bir bölgede yetiştirilmiş ve dünyaya yayıldığı anlaşılmaktadır. İ.Ö. 1500’lerden kalma Pazırık kurganı konu hakkında oldukça önemli kaynaklar sunmaktadır. Kurganda yaşanan donma sonucu organik maddeler bozulmadan korunmuştur. Her mezarın başına 7-14 arası at bulunmakla toplamda 69 at yanlarında koşum takımları, süsleri ile bozulmadan bulunmuştur. İlginç bir buluntu ise geyik boynuzlu at maskesidir, bu Altay halklarının geyik ile at arasında süreklilik arz eden bir bağ kurmalarını anlatır. Dolayısıyla atın yanı sıra, geyiğin Altay halkları tarafından kullanıldığı düşünülebilir.[18]
At erken dönemlerde tüm Avrasya bölgesinde görülmesine rağmen evcil atın tek bir bölgede yetiştirilmiş ve dünyaya yayıldığı anlaşılmaktadır. Atın evcilleştirilmesi ve ithal edilmesi ile ilgili olarak Mezopotamya’dan önce Çin’de görüldüğü anlaşılır. İ.Ö. 3500’de Fu-Hsi hanedanına ait seramiklerde at ve koşumlarıyla iki tekerlekli araba heykelleri, Lungşan döneminde İ.Ö. 3000-2300 yıllarında atın Çin’e girdiği görülür. Orta Asyalı atlı kavimler ile ilişkiler kuran Çin’de Şang Hanedanı zamanında (İ.Ö. 1450-1050) atlı araba görülmekle, İ.Ö. 11. Yy’da atlı savaş arabası birlikleri kurulur. Atları Taiyuan adını verdikleri Fergana bölgesinden almaktaydılar.[19] Çin kaynaklarında bu durum Han hanedanlığı döneminde Sema Ts’ien şu şekilde aktarır: “İmparator arabası için bile aynı cins dört at yetiştirmek zordu. General ve yüksek görevliler basit insanlar gibi öküzlerin çektiği arabalarla seyahat ediyorlardı”.[20]
Atlı savaş arabalarının tarihte gelişimi önemli siyasi, askeri sonuçlar doğurmuştu. İki atlı önden çekilen hafif savaş arabası biri sürücü ve bir okçu ile desteklenerek önemli bir üstünlük sağlamaktadır. Sümerlerde yaya ordusu önemli iken Hititler atlı arabalar ile üstünlük sağlayarak Suriye ve Filistin’i fethetmişlerdir.[21]
Mısır, Babil ve Hitit kaynaklarında atların genel olarak arabalara bağlanarak kullanıldığı görülmektedir. Ahd-Atik’te de bu şekilde bahsedilmektedir. Çünkü ata binicilik yapmak için gerekli teknoloji gem, dizgin, eyer henüz bu medeniyetlerde yoktur. Hammurabi’nin fethinden önce bir site devleti olan Mari’de bulunan mektuplardan birinde kral Zimri-Lim’e (İ.Ö. 1782-1759) ata binmemesi onun yerine araba ya da katıra binmesi tavsiye edilir. Ata binebilecek teknoloji gene göçebe savaşçı kabilelerde görülecektir.[22]
“İnsanlık tarihi at çapı ve motor çağı olarak ikiye ayrılıp incelenebilir.”[23] Sözünün doğruluğunu tezimizde de görebileceğimiz üzere atın insanlık tarihinde ki önemi oldukça uzun bir dönemi kapsayıp, beraberinde atın insana sağladığı üstünlük ile sosyal, iktisadi ve askeri olarak önemi tartışmasız oldukça derindir.
Kaynakça
Bu bölümün yayın künyesi ve metinde kullanılan dipnot kaynakları aşağıdadır.
Muhammed Avcı (2022). Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri. Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü · İzmir. İlgili tez sayfaları: Basılı s. 4–7; PDF s. 13–16.
Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel. Yoldaşımız At. Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2010.
Dipnotlar: 8, 9, 10, 12, 13, 14, 15, 16, 18, 19, 20, 21, 22, 23Kafesoğlu, İbrahim. “At”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 4. Tez kaynakçasındaki sayfa bilgisi: 32; dipnotlarda kullanılan sayfalar: 26-28.
Dipnotlar: 11, 17
Dipnotlar (16)
- [8]
Emiroğlu ve Yüksel, ss. 27, 41.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [9]
Emiroğlu ve Yüksel, s. 46
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [10]
Emiroğlu ve Yüksel, s. 46.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [11]
İbrahim Kafesoğlu, “At”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Cilt: 4, 1991, s. 26.
Kaynakça: Kafesoğlu, İbrahim ↗ - [12]
Emiroğlu ve Yüksel, s. 29.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [13]
Emiroğlu ve Yüksel ss. 39-42.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [14]
Emiroğlu ve Yüksel, ss. 46-47.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [15]
Emiroğlu ve Yüksel, s. 47.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [16]
Emiroğlu ve Yüksel, s. 49.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [17]
Kafesoğlu, “At”, s. 26.
Kaynakça: Kafesoğlu, İbrahim ↗ - [18]
Emiroğlu ve Yüksel, ss. 51-53.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [19]
Emiroğlu ve Yüksel, ss. 52, 53, 108.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [20]
Emiroğlu ve Yüksel, s. 110.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [21]
Emiroğlu ve Yüksel, s. 110.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [22]
Emiroğlu ve Yüksel, s. 116-118.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗ - [23]
Emiroğlu ve Yüksel, s.12.
Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗

Fikirler yükleniyor…