Hiç şüphesiz ki tarih her şeyden önce neden sonuç ağlarıyla gelişmiş olgu ve olaylar bütünüdür. Doğaya ve birbirlerine üstünlük kurma karşı insanlar en eski çağlardan itibaren bulundukları alanlarda bir yaşam savaşı ortaya koymuşlardı. Bu bağlamda insanlar bulundukları coğrafyalara uygun olarak kültürler ve medeniyetler meydana getirmişlerdi. Kimi toplumlar tarım kültürünü benimsemiş, kimi toplumlar hayvancılık kültürünü benimsemişti ve kimisi de primitif kültürler olarak tanımlanan avcı-toplayıcılık kültürüne devam etmişlerdi. Bu kültürlerin gelişiminde en temel faktör şüphesiz coğrafi faktörler olmuştu. Türklerin tarih sahnesine çıktığı ve tarihsel gelişimlerini gösterdikleri Hazar’ın kuzeydoğusu ve Orta Asya bölgesi hayvancılık kültürüne uygun bir bölge idi. At sürüleri ile dolu bu bozkırlarda doğal bir tabiatta Türkler pek tabi ki at ile içli dışlı bir yaşam kuracaklar idi. Hayvan sürülerinin idare edilmesinden, geniş bozkırlarda ilerlemek için bu büyük alanlarda önemli bir binek olmasına, etinden ve sütünden yararlanılmasından, ticaretine kadar bu hayvan türü ile kültürel gelişim ortaya koymuşlardı. Türk süvari kültürü de bu kültür içerisinde meydana gelmişti. Avcılık ve savunma ve saldırı silahı olan ok ve yayın gelişimi de bu süvari kültürü için önemli bir noktaydı. Ayrıca göçebeliğin etkisi ile geniş bozkırlarda hızlı hareket ve atın yorulmaması için de süvari kıyafetleri ve teçhizatları hafif araçlardan oluşmaktaydı. Dolayısı ile Türk süvari kültürü hayatın iç dinamiklerinden gelen kültür kalıbı içerisinden harmanlanarak karşımıza çıkmaktaydı.
Frenk süvari kültürünü incelediğimizde de bu süvari kültürünün gelişiminde Türklerin aksine ihtiyaç üzerine doğmuş bir askeri kültür sınıfı olduğunu görmekteyiz. Gelişimine etki eden birçok kültür olmuştur. Her şeyden önce Frenklerin milli kimlikleri ve devletlerini Roma sonrasında Orta Çağ içerisinde şekillendirdiğini görmekteyiz. Bu sebeple kültürel olarak da birçok ana temadan beslenmişlerdi. Kültür ve medeniyet birbirinden ayrılamayacak şekilde insanın en küçük bireyine kadar etki ettiği göz önünde bulundurulursa, askeri kültüre etkisinin de kaçınılmaz olacağı daha iyi anlaşılacaktır. Bu bağlamda Frenk askeri kültürü Türk askeri kültürüne kıyasla barbar kökenlerinden, Roma etkisinden ve dış etkilerden birçok etkileşim içerisinde şekillenmiştir.
Dünya savaş kültüründe önemli bir yer edinen bu iki süvari kültürü toplumlarda sosyal ve edebi karşılıklar da oluşturmuşlardır. Orta Çağ içerisinde yaşanan savaşların, çatışmaların romantik askeri birimleri gene süvariler olmuştur. Özellikle Batı’da tam donanımlı zırhları ile şövalyeler prestij sahibi, kahramanlık düşkünü romantik insanlar olmuşlar, Türklerde de süvariler Bahadır/Batur kavramı ile ve özellikle Müslümanlığın kabulü ile Gazilik anlayışı çerçevesinde romantik ve kahramanlık dolu hikayelerin baş rolleri olmuşlardı.
Nihayetinde bu iki askeri birliğin ardı kesilmeyen savaşlarda birbirleri ile karşılaştıkları dönem özellikle ilk üç Haçlı seferi dönemi olmuştur. Pek tabi ki Haçlı seferleri sadece savaşlar ve siyasal olaylardan ibaret kalmamış aynı zamanda bu dönemde bir kültür ve medeniyet savaşı yaşanmıştır. Bu çalışmada süvari dönemi olarak görülebilecek bu çağda, yaşanan çatışmaların somut fiiliyatlarında baş rol olan ve genel anlamda birbirlerinden farklı ortamlarda gelişen Türk ve Frenk süvarilerin kültürel karşılaştırmaları konu edilmiştir.
Ulaşılan sonuç özet olarak şudur ki; Türk süvari kültürü ağır süvari kültürünü de ordu bünyesinde barındırsa da hafif hızlı hareket edebilen atlı okçu süvari anlayışının temelinde temayüz etmiş özellikle Haçlı seferleri döneminde de Türkler tarafından bu sınıfın baskın, sürpriz saldırılar şeklinde askeri manevralar, taktikler ile kullanılarak büyük başarılar elde ettiğini görmekteyiz. Frenk süvari kültürünün de merkezinde hafif süvarilere göre daha maliyetli olan ağır süvari kültürü ile tam donanımlı, uzun mızrakların etkin kullanıldığı, gerek atın gerekse süvarisinin zırhlarının kalınlığı ve etkinliği sayesinde ok dahi işlemeyebilen ve birbirleri ile senkronize toplu hücum düzeni kullanılarak saldırdıklarında önlerinde hiçbir askeri sınıfın durdurulamayacağı meşhur taktikleri sayesinde büyük başarılar elde ettiğini görmekteyiz. Nitekim bu iki askeri sınıfın da olumsuz ve başarısız olarak değerlendirilebilecek yönleri bulunmaktadır. Frenk ağır süvarileri meydan savaşlarında karşı karşıya gelinen durumlarda piyadelere ve karşılarındaki tüm birimlere karşı üstünlük kurabilirken oldukça keskin manevralar için yavaş ve hantal kalmaktaydılar. Türk hafif süvarisi de meydan savaşlarında toplu bir düzenden ziyade hızlı ve karmaşık bir düzende hareket ederek atlı okçulukları sayesinde savaş alanlarında esnek manevraları ile üstünlük sağlıyor olsa da direkt olarak ağır bir süvari saldırısına maruz kaldığında büyük sorunlar yaşamaktaydılar. Bu tezde Haçlı seferleri tarihi ve savaşları göz önünde bulundurularak iki askeri kültürün karşılaştırması neticesinde zikredilen askeri yapıların; mekânsal ve taktiksel durumlarına göre avantajlı ya da dezavantajlı noktaları olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kaynakça
Bu bölümün yayın künyesi ve metinde kullanılan dipnot kaynakları aşağıdadır.
Muhammed Avcı (2022). Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri. Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü · İzmir. İlgili tez sayfaları: Basılı s. 98–100; PDF s. 107–109.

Fikirler yükleniyor…