İçeriğe geç
NovaSofyaBİLGİNİN İZİNİ SÜR
Tez · Orta Çağ tarihi ve askerî tarih · 2022

Frenk Atlı Birliklerinin Tarihsel Gelişimi

Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri
Muhammed AvcıDokuz Eylül Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü · Tarih

14 dk okuma · Çalışmanın diğer konuları →

Atlı savaş kültürü, at üstündeki süvarilerden evvel, atlara bağlanan savaş arabaları ile oluşturulmuştu. Bu savaş kültürü, düşman karşısında hem psikolojik hem de fiziksel üstünlük sağlamaktaydı[114].

Erken dönem Roma ordusunda süvarilerin ilk görünümü, MÖ. 403 yılındadır. Kayıtlara göre ilk süvari birlikleri, kendi atlarıyla (equites equo privato) birlikte gönüllü bir şekilde hizmet etmişlerdir. Devlet tarafından sağlanan atlarla (equites equo publico) hizmet eden süvari grubu ise MÖ IV. Yüzyılın sonlarında gelişmeye başlamıştır. Ayrıca bu sınıflar Roma politikasında da etkin olmuşlardır[115]. MS. I ve II. Yüzyılda contarii olarak adlandırılan süvarilerin istihdam edildiği bilinmektedir. Bu dönemlerde mızraklı süvarilerin ve aynı zamanda atlı okçuların da ortaya çıktığı görülür. Teçhizata dair gelişim, zırhlı süvarilerin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bilhassa MÖ. 45 yılında Trakya bölgesinin bir eyalet haline dönüştürülmesinin ardından Trakyalı elit aristokrasi, Roma’ya ek süvari birlikleri sağlamıştı. Bu birliklerin önemi, bir kısmının gelişmiş zırhlarla donatılmış olmasıydı. Bu Trak- Sarmat soyluları zamanla katafrakt birliklerinin çekirdeğini oluşturdu. Üstün zırh ve silahlarla donatılmış ve yeni taktikler konusunda eğitilmiş süvarilerin askere alınmasıyla Roma Ordusu, askeri etkinliğini bir hayli geliştirmiştir[116].

Atlı birliklerin Roma askeri teşkilatında yaygınlaşması, bir süvari (Equestrian) sınıfının doğmasına neden olmuştu. Bu sınıfın üyeleri gün geçtikçe sosyal ve politik yaşantıda güç kazanmışlardı. Fakat MS. 4-5-6. Yüzyıllarda Roma ordularına asker temin etmekte zorluklar yaşanıyordu. Bu sebeple askerler, zamanla Barbar toplumlardan sağlanmaya başlandılar. Bu da barbar halkların Roma İmparatorluğu’nda nüfuz elde etmesine sebep oluyordu. Neticede Roma’da askerlik, barbarlıkla eş anlamlı hale gelmişti[117].

Roma İmparatorluğu’nun çöküşü sürecinde atlı birliklerin gelişmesine rağmen, yine de Roma ordusunun çekirdeği piyadelerden müteşekkildi. Yine de, Roma askeri sistemine dair güvenilir bir kaynak olan Notitia Dignitatum’da listelenen 67 okçu birliğinden 54’ü atlı birlikti. Yukarıda ifade edildiği gibi mızraklı süvariler yeni bir oluşum değildi, ancak bu dönemde ehemmiyetleri artmıştı. Bununla birlikte son dönem Batı Roma ordularında hippo-toxotai olarak bilinen, yay ve ok taşıyan mızraklı süvariler mevcuttu. Bu birlik türü Roma orduları için oldukça yeniydi. Aynı zamanda bu birliklerin tesiri kısa zamanda fark edildi. VI. Yüzyılda Batı Roma İmparatorluğu’nun Batı Akdeniz havzasındaki seferleri sırasında hippo-toxotai birliklerinin büyük bir etkisi vardı. Sasani İmparatorluğu’nun ağır süvarilerine benzeyen, küçük elit birlikler olan clibanarii süvarileri de bu devirlerde etkin olan birliklerden biriydi[118].

VI. yüzyıl Bizans İmparatorluğu’nda atlı birlikler oldukça değerlenmişti. Prokopius’un yazılarında atlı birliklerin ehemmiyetine dair vurgular bulunmaktadır. Prokopius, atlı birliklere ve atların lojistiğine, süvarilerin teçhizatlarının bakıma ve savaş meydanında konuşlandırılmalarına ve daha birçok konuya ilişkin kapsamlı bilgiler sunmuştur. Müellif, atın Bizans ordusunun önemli bir parçası olduğunu ve Justinianus’un bilhassa Trakya’da büyük haraları bulunduğunu belirtmiştir. Hatta yazar, 533-534 yıllarında vuku bulan Vandallar Savaşı’nda Doğu Roma başarısını süvarilere bağlamıştır[119].

Süvariler, bilhassa meydan savaşlarında iyi organize olmuş piyadelere karşı etkisizdiler. Nitekim piyadeye karşı bir saldırı durumunda, süvarinin savunması gereken yüzey, bineği sebebiyle, daha fazladır. Atın da zırhlarla kuşanması, bu sorunu biraz daha hafifletse de tamamen ortadan kaldırmamaktadır. Nitekim sert bir darbeye karşı koyabilecek at zırhları, XVI. yüzyılın başlarına dek geliştirilmemiştir. Dolayısıyla piyadeye karşın bir süvari hücumu, çok fazla dezavantajı barındırır[120]. Bizans İmparatorluğu’nda bu durum fark edilmişti. Filvaki Bizans zırhlı süvarilerinin birincil rolü, düşman piyadelerini tehdit etmek ve hareketsiz kılmaktı. Hafif süvariler ise düşmanı geciktirmeye, taciz etmeye, kuşatmaya çalışmaktaydı. Bu hafif birlikler, daha küçük fakat sıkı bir formasyona sahip bir şekilde hareket etmekteydiler. Bu yönüyle zikredilen birlikler, bozkır halklarından esinlenilmiş gibidir. Bir diğer deyişle Bizans süvarileri, piyadelere doğrudan saldırmayı tercih etmiyordu. Hatta VII. Yüzyılın başlarında Bizanslılar, en iyi adamlarını at sırtında yay kullanmak için eğitmişlerdi. Yalnızca, at üzerinde mızrak kullanamayan askerler mızrak ve kalkanlarla eğitiliyordu[121].

Bizans atlı okçuları, diz hizasına uzanan zırhlarla kuşatılırdı. Atış esnasında yüzü ve boynu korumak amacıyla omuzlarına kalkanlar takarlardı. Bu, hangi açıdan olursa olsun gelecek bir saldırıya koruma sağlardı. Aynı zamanda kalkanın boyutu, okçuyu engellemeden atış yapmasına müsaade ederdi[122]. Bu atlı okçuların önemi, 554 yılında Capua yakınlarındaki Casilinium’da gerçekleşen Volturnus Muharebesi’nde görülmüştür. Alamanniler ile Frenk orduları bu bölgede Doğu Roma İmparatorluğu ordusu ile karşılaşmıştır. Doğu Roma İmparatorluğu komutanı Narses’in ordusunun merkezi, ağır piyadelerden oluşuyordu. Kanatlarda mızrak ve yaylarla donatılmış süvariler bulunmaktaydı. Uzun bir askeri kol oluşturan Frenkler, Narses’in ordusunun merkezine doğru ilerlemişlerdi. Bu esnada Roma ağır süvarileri, Frenkleri ön saflarda oyalamaktaydı. Eşzamanlı olarak atlı okçular cenahlardan yaklaşıp onları ok yağmuruna tutuyorlardı. Daha sonra ise dağılan piyade saflarının içerisine ard arda hücum ediyorlardı. Neticede Buccelin’in komuta ettiği Frenk, Alamanni ordusu hezimete uğradı. Bu sonuç, atlı birliklerin tesirini ve piyadelerin zayıflığını açıkça göstermişti[123].

Batı Roma İmparatorluğu’ndan boşalan topraklarda X-VI. yüzyılda çeşitli barbar kavimler berhayattılar. Bunlardan özelikle Cermen orduları, Geç Roma ve Doğu Roma ordularında olduğu gibi karmaşık birlik türleri içermiyordu. Örneğin Anglo-Saksonlar sadece yaya olarak savaşıyorlardı. Ostrogotlar ve Vizigotların piyade okçuları bulunmaktaydı ancak bunlar, Roma ordularına özgü kuvvetli yayları kullanmıyorlardı. Vandallar, Alamanniler ve Vizigotlar, diğer Cermen kuvvetlerinden daha fazla sayıda atlı birlik içeriyorlardı. Güney Galya’da Vizigotlar ve Frenkler arasındaki savaşın çoğu, atlı birlikler aracılığıyla vuku buluyordu[124].

Tacitus’un verdiği bilgilere göre Cermenler, atlı savaş konusunda zayıftılar. Ona göre cermen atları “ne şekil ne de sürat bakımından iyiydi”. Chattlar dışında Cermenler, binicilikle fazla haşır neşir değillerdi ve çok sayıda atları bulunmazdı[125]. İlerleyen dönemlerde Gotlar ağır süvari -birliklerine önem vermişlerdi. Oysa bu ağır süvariler, Doğu Roma ordularındaki atlı okçular karşısında başarısız kalıyorlardı[126].

Orta çağ’da atlı savaş teknolojisinin gelişimine dair en önemli vurgu, şüphesiz ki Avrupa halklarının üzengi ile tanışmasına dair yapılır. Nitekim üzengi, ağır süvari birliklerinin gelişimi için hayati bir önem taşımıştır. Çünkü üzengi sayesinde binici, eyerin üzerinde daha güvenli bir şekilde durabilmekte ve elindeki teçhizatı daha sağlam bir şekilde tutabilmektedir[127]. Böylelikle süvariler için at üzerinde savaş daha güvenli hale gelmiştir. Onlar bu sayede at üzerinde ok ya da cirit atabilmiş, daha fazla manevra kabiliyeti kazanabilmişlerdir[128].

Üzengi, Karadeniz’in kuzeyinden Avarlar vasıtasıyla Avrupa’ya girmiştir[129]. VI. ve VII. Yüzyıllarda Avrasya bozkırlarındaki Türk halkları, Balkanlar üzerinden yaptıkları akınlar ile Doğu Roma İmparatorluğu için büyük bir tehdit oluşturuyorlardı. Doğu Roma İmparatorları, onları zaman zaman paralı asker olarak imparatorlukta görevlendiriyorlardı. Bu bağlamda üzenginin Doğu Roma’da yayılması hızlandı. VI. yüzyılın sonlarında kaleme alınan Strategikon adlı eserde Doğu Roma İmparatoru Maurikios’un üzengi kullandığı yazılmıştı[130]. Bunun haricinde Khristodolou, 619-628 yılları arasında yazdığı askerlik kitabında üzengiden bahsetmişti. Üzenginin Doğu Roma İmparatorluğu’nda ilk görüldüğü tarih, 580 yılı civarına tarihlenmektedir. 623 yılından sonra Çekler üzengiyle tanışmışlardır. Hatta Charles Martel’in mezarında üzengi bulunması, o devirlerde üzengiye verilen ehemmiyeti göstermektedir[131].

Batı Avrupa’ya baktığımızda ise buradaki süvari geleneklerinin daha güçlü bir şekilde hayatta kaldığını görürüz. İber yarımadası’nda Vizigot döneminde, Roma, Kelt ve Cermen süvari geleneklerinin bir karışımı söz konusudur. Bununla birlikte VI-VII. yüzyıllarda Vizigot ordularının bazı atlı okçuları dahi içerdiğini gösteren kanıtlar mevcuttur[132]. Vizigotlar atlı birliklere verdikleri önemle, Arap fetihlerine dek bölgede askeri üstünlüklerini koruyabilmişlerdir. Bununla birlikte İspanya bölgesinin at zenginliği, onu Batı Avrupa’nın odak noktası haline getirmiştir. Keza ilerleyen yüzyıllarda İspanyol atları, savaş alanlarında, turnuvalarda ve her türlü sosyal etkinlikte mükemmellik ile eş anlamlı hale gelecektir[133].

Frenklere geldiğimizde, VI. ve VII. yüzyıllarda onların ordularının hala piyade ağırlıklı olduğuyla karşılaşırız. Nitekim Kuzey Almanya ve Schleswig’in engebeli arazileri süvarinin gelişmesine uygun değildi. Yine de orduların küçük bir kısmı süvarilerden oluşuyordu. Örneğin VI. yüzyılın ortalarında İtalya içlerine seferler düzenleyen Theudebert, beraberinde bazı atlı şövalyeleri de götürüyordu. Ancak bunların sayısı bir hayli azdı. 90 bin kişilik bir orduda birkaç yüz atlı şövalye mevcuttu[134]. Bir başka örnek 507 yılında Vouille Savaşı’nda görülmüştür. Frenklerin ana kitlesi piyadelerden oluşmakla beraber, Frenk süvarileri de bu muharebede yer almıştı. Ancak onların rolleri belirsizdi[135]. 531 yılında Merovenj Kralı Theuderic’in Thrungia’ya yaptığı seferde de Frenk atlıları bulunmaktaydı[136]. Ancak söz konusu dönemlerde Frenk ordusunun çekirdeğinin piyadeler olduğunu ifade etmek gerekir. Merovenj dönemi Frenkleri, atlı birliklerden stratejik amaçlar doğrultusunda yararlanmıştır. Merovenjlerin temel stratejilerinden biri elde edilmiş şehirleri ve kaleleri korumaktır. Krallığın ötesindeki bölgelere ise baskın yapıp haraç almayı hedeflemişlerdir. Dolayısıyla Frenk kuvvetleri yüksek derecede hareketlilikleriyle dikkat çekmiştir. Bu hareketlilikte süvari birliklerinin rolü yüksektir[137].

Frenkler arasında bu atlıların varlığı, yeni bir askeri değişikliğin habercisiydi. Filvaki yukarıda zikredilen Volturnus Muharebesi’nde Frenklerin yaşadığı hezimet, muhtemel ki askeri alanda yeni değişimleri beraberinde getirmişti. Zira Frenkler, bu savaşta atlı birliklerin ne derece mühim olduğunu anlamışlardı. Örneğin 732 yılında Tours’da gerçekleşen savaşta Frenk ordusunun büyük bir bölümü atlılardan oluşmaktaydı. Bu durum, Frenklerin zamanla süvarilere önem verdiğini göstermektedir. Bir iddiaya göre özellikle IX. Yüzyılda Frenkler, neredeyse yaya savaşma geleneklerini terk etmeye ve bütün önemli harekatlarda süvarilere güvenmeye başlamışlardır[138]. Ancak bilim adamları arasındaki görüşlerden bir diğeri, süvarilerin Karolenjliler için iddia edildiği kadar etkin bir birlik olmadığıdır. Bu görüşe göre, atlılar genellikle disiplinli düşman oluşumlarını bozmak için kullanılmazlardı. Bununla birlikte, daha geleneksel tarihçiler (Verbruggen ve Contamine gibi), hem Merovenj hem de Karolenj Frenk süvarilerine çok daha büyük bir önem atfetmişlerdir. Son zamanlarda, Kelly DeVries, Şarlman’ın süvarileri Frenk ordusunun baskın kolu haline getirdiğini öne sürerek bu konumu biraz canlandırdı. Her halükârda atlı bitrlikler savaşların gidişatında ana rolü oynamasa bile, en azından büyük bir öneme sahiplerdi[139].

Karolenjlerin iktidara gelişlerinde etkili olan diğer bir gelişme Frenk ordusunda düzenli birliklere geçilmesidir. Merovenjler döneminde kraliyete ait muhafız kıtaları dışında düzenli birlikler bulunmamıştır. Merovenj ordusunun gövde kısmını kontların kumandasında savaşan Frenk piyade askerleri içermiştir. Karolenjler Frenk ordusunda büyük bir değişim başlatmış ve 732’den itibaren yaya birliklerden ağır zırhlı süvariye geçilmiştir[140]. Ancak atlı birliklere geçiş, aşamalı olarak gerçekleşmiştir. Charles'ın oğlu Pepin'in (741-768) seferleri, muhtemelen savaşa giden ama yine de savaşmak için atlarından inen birlikler tarafından yapıldı. Morolar, Pireneler ardına sürüldü; Yukarı Tuna'daki Bavyeralılar, Frenk egemenliğini kabul etmek zorunda kaldılar ve İtalya'da Lombardlara karşı iki sefer düzenlendi. Bütün bunlar, eski piyade harekâtında bulunmayan bir hareketlilik derecesini gösteriyor. Fakat kanıtlar Şarlman saltanatı (768-814) kadar geç bir tarihte, ordunun önemli bir bölümünün hala piyadelerden oluştuğunu gösteriyor[141].

Orduda atın rolünün artması, politikaya da yansımıştır. Pepin, 758 yılında Saksonları mağlup ettikten sonra onları haraca bağlamıştır. Saksonlar haraç olarak yılda 300 at verecektir. Bununla beraber iç siyasette de bazı değişiklikler yapılmıştır. Frenk kralları, tüm özgür insanları askerlik hizmetine girmeye zorlayan yasalar çıkarmış, atların ve insan gücünün akışını düzenli bir hale getirmeye çalışmıştır. Yasalarda atların üretimi ve kullanımı konusunda düzenlemeler mevcuttur. Ayrıca süvari hizmetine dair kapsamlı kanunlar getirilmiştir. Bu hizmet, arazi kullanımıyla bağlantılıdır. Karolenj dönemi boyunca bazı değişiklikler vuku bulsa da temel olarak bir kişi, belirli bir büyüklükte arazi ölçüsünde süvari olarak hizmet ederdi. Süvaninin teçhizatlarınn maliyetleri, yine sahip olunan arazi ve buradan elde edilen gelir miktarıyla dengelenmeye çalışıldı[142]. Vasallara dair bir örnekte, 400 dönüm arazisi olan bir vasalın silahlarla donatılmış bir atlı şövalyeyi hazırda bekletmesi gerektiği görülür[143].

Şarlman döneminde atın ehemmiyeti zirveye ulaşmıştı. Bilindiği üzere Şarlman’ın hedefleri bir hayli büyüktü. Bu hedeflerini gerçekleştirmek için iyi yetiştirilmiş ve atlı bir orduya ihtiyacı vardı. Onun en büyük rakipleri, Müslümanlar ve Lombardlardı[144]. Devr-i saltanatında önemli kişiler ve kralın maiyeti at üzerinde savaşıyorlardı. Hükümdarlık yıllarının son dönemlerine gelindiğinde, askere alınan Frenklerin büyük bir bölümünün atlılardan oluştuğu, piyadelerin ise gittikçe az öneme sahip olduğu bilinmekteydi[145]. Örneğin 835 yılında Vikingler Nourmoutier’e saldırdığında, Frenk ordusu ile yapılan savaş sonucunda Frenk kayıpları “çok sayıda atın ölümü” ve birkaç atlı adamın yaralanması olarak belirlenmişti[146]. Yine de bu tür iddialar kesin olarak doğrulanamamaktadır. Araştırmacılar, Şarlman’ın ordusundaki sayılara dair muhtelif iddialar ortaya atmışlardır. H. Delbruck, Şarlman’ın hiçbir zaman ortalama 5000 savaşçıdan fazlasını toplayamayacağını tahmin etmiştir. J.F. Verbruggen, ordunun taktiksel yeteneklerine dayanarak yaklaşık 6000-10.000 piyade ve 2500-3000 süvari olduğunu savunuyor. Buna karşılık, K.F. Warner, krallık idaresinin istatistiksel bir araştırmasına ve asker temininde etkin olan vasalların sayısına dayanarak, Şarlman’ın 35.000 süvari ve 100.000 piyadeye sahip olabileceğini savunuyor[147].

Şarlman dönemi askeri teşkilatındaki en profesyonel birlikler, kraliyet askeri hanesine ait olanlardı. Bu kuvvetlerden en önemlileri, Almanca bir kelime olan ve grup anlamını taşıyan scarae adlı ağır süvari birlikleriydi. XI. Yüzyılda bu terim, üst düzey bir eğitime sahip elit süvari birlikleriyle eş anlamlı hale gelmişti. Bu askerler, kalelere garnizon olarak hizmet eden ve krallığın sınırlarını koruyan atlı birliklerdi. Aynı zamanda polislik vazifesini de yerine getirirlerdi[148]. Şarlman ordularındaki atlı birlikler iki türde görülmekteydi. Bunlardan biri, ok, sadak, yay, kısa kılıç, uzun kılıç, mızrak ve bir de kalkan ile teçhizatlanmış caballari adlı birliklerdi. Diğer grup da aynı silahları taşırdı fakat onlar brunea adı verilen ağır zırhlar giyerlerdi. Bu ikinci birliğin maliyeti daha fazlaydı ancak daha etkiliydi. Bazı tarihçiler, Frenk ordularının başarılarını, rakiplerine karşı daha gelişmiş olan bu zırhların ve teçhizatların varlığına atfettiler. Bilhassa bu brunea adlı zırhlar o denli önemliydi ki Şarlman, yürürlüğe koyduğu kanunlar ile bu zırhların ticaretini yasaklamaya çalışıyordu[149]. Bununla birlikte Karolenj süvarileri Avarlar ve Bizanslılar tarafından giyilen zırhları da kullanıyorlardı. Kılıç, onlar için en önemli ve en pahalı ekipmandı[150]. Hafif süvariler ise ağırlıklı olarak Şarlman ile müttefik olan komşu devletlerden temin ediliyordu. Aynı zamanda paralı asker olarak da kiralanabiliyorlardı[151].

Karolenj Krallığı’na ait sistematik bir askeri organizasyon biçimi, Şarlman’ın ölümünden sonra görülür. Bu dönemde Krallık toprakları oldukça genişlemiştir ve dış politikaya dair daha savunmacı bir politika izlenmeye başlanmıştır. Geniş toprakları idare etmek için ordudaki asker sayısının artması beklenmişti. Ancak gerekli olan insan havuzu konusunda sıkıntılar yaşanmaya başlandı. Kaynaklar konusundaki yetersizliğe rağmen Karolanj Krallığı ilkel yağma sistemine geri dönüş de yapmadı. Daha çok tarımsal gelir üzerine yoğunlaşıldı ve süvari birlikler de bu sistemden payını alıyordu. Keza genişleyen ekonomi ve organizasyon neticesinde orduda atlı birliklerin kullanımı zirveye ulaşmıştı. Nitekim krallık topraklarındaki ekonomik zenginlik, askerlerin pahalı ekipmanları kullanmasını ve atlar için harcamalar yapmasını mümkün kılıyordu[152].

IX. yüzyılda Frenk hükümdarlarının orduları artık kralın yardımcılarının bayrağı altındaki özgür insanlardan oluşan toplama askerlerden değil, güçlü soyluların himayesinde vasalların sağladığı atlı birliklerden oluşuyordu. Batı Frenklerin kralı Kel Charles (840-877), bir atı olan veya olması gereken herkesin orduya katılmasına karar vermişti[153]. Bu durum, atlı birliklerin IX. Yüzyıldaki rollerini göstermesi bakımından önemlidir. Nitekim Kel Charles döneminde ordudaki atlı birliklere geçiş süreci neredeyse tamamlanmış gibidir.

İlk koşumları Araplar, Lombardlar ve Avarlar üzengiler kullansalar da, Karolenjliler savaş taktikleri at sırtında ve yaya olarak savaşmaya eşit önem verdiğinden, ilk başta bu özel ekipmana çok az ilgi gösterdiler. Üzengiler ancak dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru standart ekipman haline geldi[154]. Bu dönemle ilgili bir başka yaygın askeri efsane, zırhlı süvarilerin öneminin artmasının ve üzengi demirlerinin açıkça benimsenmesinin İslami bir askeri tehditten kaynaklandığını iddia ediyor. Gerçekte erken dönem İslam ordularına piyadeler hakimdi ve Arap-İslam biniciliği neredeyse tamamen Frenkler ve Karolenjler tarafından miras alınan geç Roma geleneği içindeydi. Ayrıca Endülüs-İslam süvarileri, üzengiyi benimseyen son Müslüman atlılar arasındaydı. Bir başka olası efsane, Viking akıncılarının 9. ve 10. yüzyıllarda Frenk kurbanlarından süvari becerilerini öğrendiğini ileri sürdü[155]. Almanya'daki süvari savaşında değişimi teşvik eden, gerçek bir binicilik halkı olan Macarların saldırılarıydı. Ayrıca Fransa'da Vikinglerin oluşturduğu stratejik tehdit, önemli sayıda iyi donanımlı, iyi eğitimli, hemen hazır bulunan ve oldukça hareketli atlı birliklerin kullanılmasını teşvik etti. Üzengiler 9. yüzyılda Karolenj imparatorluğunda kademeli olarak benimsenmiş olabilir, ancak süvari tekniklerindeki en büyük değişiklikler 9. yüzyılın sonlarında ve 10. yüzyılın başlarında geldi. Almanya'daki süvari savaşında değişimi teşvik eden, gerçek bir binicilik halkı olan Macarların ortaya koyduğu meydan okumaydı. Fransa'da Vikinglerin oluşturduğu stratejik tehdit, önemli sayıda iyi donanımlı, iyi eğitimli, hemen hazır bulunan ve oldukça hareketli atlı birliklerin kullanılmasını teşvik etti[156].

Süvari eğitiminin önemine en açık referans, Almanya Kralı I. Henry'nin Macar tehdidine verdiği yanıtta bulunur. Sınırları savunmak için eğitilmiş, tepki hızı ve Macarlarla at sırtında savaşma yeteneği talep eden bir ordu kurdu. Sakson Tarihi adlı kitabında, Corvey'li Widukind, Henry'nin hazırlıklarını detaylandırdı ve kralın, askerleri "süvari savaşında eğitilene" kadar Macarlara saldırmaktan kaçındığına dikkat çekti. Bu yeni süvari seçkini, aynı zamanda büyük ölçüde piyade tatbikatı ile birlikte çalışacak şekilde tasarlandı[157].

Savaş esnasında ağır süvariler şok birlikleri olarak kullanıldı, ancak atlılar ayrıca küçük ve eğitimsiz düşman gruplarına saldırılar gerçekleştirerek, kaçan düşman birliklerini kovalayarak, devriyeler yürüterek yardımcı bir rol oynadılar. Karolenj süvarilerinin tam işlevi ve önemi ne olursa olsun, yine de düşman süvarilerini ve doğru koşullar altında piyadeleri yenebildi. Bu dönemde, Karolenj süvari taktikleri çok agresif olma eğilimindeydi ve ağır süvarilerin bile yaya sahip olmaları gerekmesine rağmen, savaşta şok taktiklerine güvendikleri görülüyor. Atlılar, tek bir hızlı ve ani hücumla bir düşman düzenini sahadan süpürmeye çalışacaklardı.

Karolenj ordularında kullanılan diğer taktiklere dair kanıtlar yetersizdir, ancak bazı süvari taktiklerinin Fransız olmayan birlikler tarafından kullanıldığı bilinilmektedir. Krallığın diğer bölgelerinden toplanan hafif süvariler, düşmanın kanatlarına sık sık ciritlerle tekrar tekrar taciz edici saldırılar yaparlardı. Süvariler Latin kaynaklarında geçen cuneus yani kama düzenini alabilirlerdi. Yukarıda zikredilen Scarae gibi daha profesyonel süvari kuvvetleri, bir hücumın akabinde ani bir dönüş ve yeniden saldırı yeteneğine sahipti. Bu şekilde, düşman birliklerinin düzenleri bozulana kadar tekrar tekrar hücum edebilirlerdi. Bu taktiklerin haricinde süvarilerin sahte ricatlara başvurduğu da olurdu[158].

Kaynakça

Bu bölümün yayın künyesi ve metinde kullanılan dipnot kaynakları aşağıdadır.

Muhammed Avcı (2022). Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri. Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü · İzmir. İlgili tez sayfaları: Basılı s. 31–41; PDF s. 40–50.

  1. Bachrach, Bernand S. ve David S. Bachrach. Warfare in Medieval Europe c.400-c.1453. Routledge, New York, 2017.

    Dipnotlar: 117, 136
  2. Bachrach, Bernard S. “Charlemagne’s Cavalry; Myth and Reality”. Military Affairs, c. XLVII, no. 4, ss. 181-187.

    Dipnotlar: 149
  3. Bachrach, Bernard S. The Merovingian Military Organisation 481-751. University of Minnesota Press, Minneapolis, 1972.

    Dipnotlar: 136
  4. Beeler, John. Warfare in Feudal Europe 730-1200. Cornell Paperbacks, London, 1972.

    Dipnotlar: 141, 153
  5. Coupland, Simon. “The Carolingian Army and the Struggle Against the Vikings”. Viator; Medieval and Reneissance Studies, c. XXXV, 2004, ss. 49-70.

    Dipnotlar: 146
  6. Çiftçi, Sait Emre. “Fransa ve Almanya’da Feodalizm’in Askeri ve Siyasi Yönden Gelişimi”. Tarih Araştırmaları Dergisi, c. XXXIX, sayı 68, ss. 225-250.

    Dipnotlar: 140
  7. Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel. Yoldaşımız At. Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2010.

    Dipnotlar: 125, 131, 144
  8. Gassman, Jack ve Artes Certaminis. “Thoughts on the Role of Cavalry in Medieval Warfare”. Acta Periodica Duellatorum, c. II, no. 1, ss. 149-177.

    Dipnotlar: 120
  9. Genç, Özlem. Charlemagne ve Karolenj Rönesansı. Yayımlanmamış doktora tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara, 2012.

    Dipnotlar: 143
  10. Holmes, Robert. “Men of Iron”. Medieval Warfare, c. V, no. 2, Karwansaray BV, ss. 35-40.

    Dipnotlar: 139, 147, 148, 151, 158
  11. Hyland, Ann. The Medieval Warhorse from Byantium to the Crusades. Pennsylvania, 1994.

    Dipnotlar: 119, 122, 123, 133, 142
  12. Jones, Robert. Knight; The Warrior and World of Chivalry. Oxford, 2011.

    Dipnotlar: 114, 117, 128
  13. Kradin, Nikolay N. “Cavalry and Empires”. The Encyclopedia of Empire. Ed. M. MacKenzie. Wiley Blackwell, New Jersey, 2015, ss. 1-5.

    Dipnotlar: 127
  14. Maksud, Farhad ve Rahmanali Muradaliyev. “Göktürkler ve Üzenginin Yayılması Üzerine”. Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi, c. II, sayı 4, ss. 287-302.

    Dipnotlar: 129
  15. McNab, Chris. The Roman Army; The Greatest War Machine of the Ancient World. Oxford, 2010.

    Dipnotlar: 115
  16. Negin, Andrey ve Raffaele D’amato. Roman Heavy Cavalry; Cataphractarii-Clibanarii 1st Century BC-5th Century AD. Bloomsbury Publishing, London, 2018.

    Dipnotlar: 116
  17. Nicolle, David. Carolingian Cavalryman AD 768-987. Osprey Publishing, New York, 2005.

    Dipnotlar: 152, 155, 156, 157
  18. Nicolle, David. European Medieval Tactics; The Fall and Rise of Cavalry 450-1260. Osprey Publishing, Oxford, 2011.

    Dipnotlar: 118, 121, 124, 132, 135, 137
  19. Oman, C. W. C. Ok, Balta ve Mancınık; Ortaçağda Savaş Sanatı 378-1515. Çev. İsmail Yavuz Alogan. Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013.

    Dipnotlar: 123, 126, 134, 138, 145
  20. Vuksic, V. ve Z. Grabasic. Cavalry; The History of Fighting Elite. Cassell, London, 1999.

    Dipnotlar: 148, 150, 154
  21. White, Lynn. Medieval Technology and Social Change. Oxford University Press, New York, 1974.

    Dipnotlar: 130
Dipnotlar (45)
  1. [114]

    Robert Jones, Knight; The Warrior and World of Chivalry, Oxford, 2011, s. 20.

    Kaynakça: Jones, Robert ↗
  2. [115]

    Chris McNab, The Roman Army; The Greatest War Machine of the Ancient World, Oxford, 2010, ss. 24-25.

    Kaynakça: McNab, Chris ↗
  3. [116]

    Andrey Negin, Raffaele D’amato, Roman Heavy Cavalry; Cataphractarii-Clibanarii 1st Century BC-5th Century AD, Bloomsbury Publishing, London, 2018, ss. 12-13.

    Kaynakça: Negin, Andrey ve Raffaele D’amato ↗
  4. [117]

    Jones, s. 22; Bernand S. Bachrach, David S. Bachrach, Warfare in Medieval Europe c.400-c.1453, Routledge, New York, 2017, s. 98.

    Kaynakça: Bachrach, Bernand S ↗Kaynakça: Jones, Robert ↗
  5. [118]

    David Nicolle, European Medieval Tactics; The Fall and Rise of Cavalry 450-1260, Osprey Publishing, Oxford, 2011, s. 7.

    Kaynakça: Nicolle, David ↗
  6. [119]

    Hyland, ss. 21-24.

    Kaynakça: Hyland, Ann ↗
  7. [120]

    Jack Gassman, Artes Certaminis, “Thoughts on the Role of Cavalry in Medieval Warfare”, Acta Periodica Duellatorum, Vol II, No 1, s. 163.

    Kaynakça: Gassman, Jack ve Artes Certaminis ↗
  8. [121]
  9. [122]
  10. [123]

    C. W. C. Oman, Ok, Balta ve Mancınık; Ortaçağda Savaş Sanatı 378-1515, Çev. İsmail Yavuz Alogan, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2013, ss. 25-26; Hyland, s. 26.

    Kaynakça: Hyland, Ann ↗Kaynakça: Oman, C ↗
  11. [124]
  12. [125]
  13. [126]
  14. [127]

    Nikolay N. Kradin, “Cavalry and Empires”, The Encyclopedia of Empire, Ed. M. MacKenzie, Wiley Blackwell, New Jersey, 2015, s. 2.

    Kaynakça: Kradin, Nikolay N ↗
  15. [128]
  16. [129]

    Farhad Maksud, Rahmanali Muradaliyev, “Göktürkler ve Üzenginin Yayılması Üzerine”, Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi, Vol II, Sayı 4, s. 289.

    Kaynakça: Maksud, Farhad ve Rahmanali Muradaliyev ↗
  17. [130]

    Lynn White, Medieval Technology and Social Change, Oxford University Press, New York, 1974, s. 20.

    Kaynakça: White, Lynn ↗
  18. [131]

    Emiroğlu ve Yüksel, ss. 154-155.

    Kaynakça: Emiroğlu, Kudret ve Ahmet Yüksel ↗
  19. [132]
  20. [133]

    Hyland, ss. 54-57.

    Kaynakça: Hyland, Ann ↗
  21. [134]
  22. [135]
  23. [136]

    Bernand S. Bachrach, David S. Bachrach, s. 282; Bernard S. Bachrach, The Merovingian Military Organisation 481-751, University of Minnesota Press, Minneapolis, 1972, s. 19.

    Kaynakça: Bachrach, Bernand S ↗Kaynakça: Bachrach, Bernard S ↗
  24. [137]
  25. [138]

    Oman, ss. 26-27.

    Kaynakça: Oman, C ↗
  26. [139]

    Robert Holmes, “Men of İron”, Medieval Warfare, Vol. V, No 2, Karwansaray BV, s. 39.

    Kaynakça: Holmes, Robert ↗
  27. [140]

    Sait Emre Çiftçi, “Fransa ve Almanya’da Feodalizm’in Askeri ve Siyasi Yönden Gelişimi”, Tarih Araştırmaları Dergisi, Cilt XXXIX, Sayı 68, s. 232.

    Kaynakça: Çiftçi, Sait Emre ↗
  28. [141]

    John Beeler, Warfare in Feudal Europe 730-1200, Cornell Paperbacks, London, 1972, ss. 13-14.

    Kaynakça: Beeler, John ↗
  29. [142]

    Hyland, ss. 59-60.

    Kaynakça: Hyland, Ann ↗
  30. [143]

    Özlem Genç, Charlemagne ve Karolenj Rönesansı, (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Gazi Üniversitesi, Ankara, 2012, s. 90.

    Kaynakça: Genç, Özlem ↗
  31. [144]
  32. [145]

    Owen, ss. 26-27.

    Kaynakça: Oman, C ↗
  33. [146]

    Simon Coupland, “The Carolingian Army and the Struggle Against the Vikings”, Viator; Medieval and Reneissance Studies, Vol XXXV, 2004, s. 62.

    Kaynakça: Coupland, Simon ↗
  34. [147]
  35. [148]

    Holmes, s. 35; V. Vuksic, Z.Grabasic, Cavalry; The History of Fighting Elite, Cassell, London, 1999, s. 60.

    Kaynakça: Holmes, Robert ↗Kaynakça: Vuksic, V ↗
  36. [149]

    Bernard S. Bachrach, “Charlemagne’s Cavalry; Myth and Reality”, Military Affairs, Vol XLVII, No 4, s. 181.

    Kaynakça: Bachrach, Bernard S ↗
  37. [150]

    Vuksic ve Grabasic, s. 60.

    Kaynakça: Vuksic, V ↗
  38. [151]
  39. [152]

    David Nicolle, Carolingian Cavalryman AD 768-987, Osprey Publishing, New York, 2005, s. 9.

    Kaynakça: Nicolle, David ↗
  40. [153]
  41. [154]

    Vuksic ve Grabasic, s. 60.

    Kaynakça: Vuksic, V ↗
  42. [155]

    Nicolle, Carolingian, ss. 12-13.

    Kaynakça: Nicolle, David ↗
  43. [156]

    Nicolle, Carolingian, s. 13.

    Kaynakça: Nicolle, David ↗
  44. [157]

    Nicolle, Carolingian, s. 13.

    Kaynakça: Nicolle, David ↗
  45. [158]
AKADEMİK YAZI ÜZERİNE

Fikrini gerekçesiyle paylaş.

Yazıyı paylaş

Fikirler yükleniyor…

0/2000 · Topluluk kuralları geçerlidir.