İçeriğe geç
NovaSofyaBİLGİNİN İZİNİ SÜR
Tez · Orta Çağ tarihi ve askerî tarih · 2022

Haçlı Seferleri’nin Doğuşunu Nasıl Okumalıyız?

Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri
Muhammed AvcıDokuz Eylül Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü · Tarih

3 dk okuma · Çalışmanın diğer konuları →

Haçlı Seferleri, dini kökenleri itibariyle kutsal toprakların Müslümanların eline geçmesi ile başlayan Türklerin 11. Yüzyıl’ın ortalarından itibaren başlayarak ve Malazgirt Savaşı’nın nihaî sonuçlarıyla Türklerin durdurulamaz bir şekilde Anadolu’ya ve Yakın Doğu’ya girişiyle şekillenen, Batı ve Doğu medeniyetlerinin karşılaştığı; sadece savaş ve askeri karşılaşmanın ötesinde siyasi, ekonomik, kültürel temasların da yoğun bir şekilde yaşandığı süreçtir.

Haçlı Seferleri’nin gelişimi kutsal toprakların kurtarılması gibi dini bir temada gerçekleştirilmiş olsa da bunun arka planındaki başlıca tarihsel nedenler ekonomik, sosyal ve siyasi sebeplerdi. Bunlar da Avrupa’da uzun bir süredir süregelen iç karışıklıklar, açlıklar, kıtlıklar ve topraksızlık olgularıdır.

Avrupa’da nüfusun artması ve kaynakların yetersiz kalması; kendi içinde daha izole kalan ve mücadele eden Avrupa devletlerine başta Katolik Batı Dünyası’nın dünyevi yöneticisi Papa olmak üzere kilise yönetiminin bir çözüm arayışı ile şekillenmiştir. Bu noktada nedensel olarak Avrupa içindeki ekonomik ve siyasal çatışmaları, kargaşayı Avrupa dışında bir dış düşmana aktarmak düşüncesi birinci noktadır. İkinci noktada da İslam dünyasının yönetiminde olan ve yüzyıllardır kontrol ve denetiminde olan Doğu Hristiyanlığını kurtarma yolunda elde edilen zaferleri, kazançları ve toprakları Avrupa uğruna Avrupalılar tarafından kullanmak düşüncesi amaçlanmıştır. Böylece hem dünyevi; siyasal ve ekonomik sorunların çözümü gerçekleşmiş olacak, hem de dinî, uhrevî olarak zarurî bir hizmet gerçekleştirilmiş olacaktır.

Batı ve Doğu kiliselerinin mücadelesi Bizans İmparatorluğu’nun ya da Doğu Roma İmparatorluğu’nun Müslümanlara karşı yalnız kalmalarına sebep olmuştu. Çünkü iki kilise de birbirine karşı bir güç savaşı vermekteydi. 1054 yılında yaşanan Büyük Schisma[187] sonrasında iki kilise tamamen ayrılmıştı. Bu da Bizans İmparatorluğu’nun Müslümanlara karşı verdiği mücadelelerde yalnız kalmasına sebep olmuştu.

Asırlardır Müslümanlar ile savaşların ve toprak kayıplarının yanı sıra Bizans İmparatorluğu, Orta Doğu’da yeni bir güç olarak ortaya çıkan Türk-İslam Devletleri ile de daha sert bir mücadelenin içine girmiştir. Bu yeni ve etkili siyasi lehdar Hazar’ın Güney Doğu’sundan başlayarak kısa zamanda İran’a hâkim olan İslam dünyasının ayrılıklarına son verip siyasi hakimiyeti ele alan Büyük Selçuklu Devleti’dir. Büyük Selçuklu Devleti, Türk ve İslam Dünyası’nın adeta yeni kutbu olmuştur. Orta Asya bozkırlarından ve Doğu’dan pek çok sayıda savaşçı Türk kitlelerine yeni hedef olarak Anadolu’yu, Kafkasları ve Orta Doğu’yu bir hedef haline getirmiş, Orta Asya ve Anadolu arasındaki yönetimleri ile İran coğrafyasında adeta bir sıçrama bölgesi oluşturmuştur.

Büyük Selçukluların İslam Dünyası’nın da meşruiyetini eline almasıyla Anadolu ve Orta Doğu sünni Türk-İslam Dünyası’nın hakimiyeti altına girmeye başlamıştı. Bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefleyen Bizans İmparatorluğu, Müslümanları ve Türkleri tamamen bozguna uğratıp, hem kaybettiği toprakları geri kazanmak hem de kutsal toprakları kurtarmak amacıyla Malazgirt Savaşı’na giden süreci başlatmıştır. Neticede 1071 Malazgirt Savaşı Bizans İmparatorluğu’nu artık direnemeyecek şekilde güçsüz bırakmıştı.

Bölünmüş ve parçalanmış Hristiyanlık dünyası içinde Bizans’ın mağlup düşüşü ve Sünni Müslüman dünyanın tek çatı altında toplanması Batı Hristiyanlığınca da yakından takip edilen bir konuydu. Artık Batı Hristiyanlığı ile güç mücadelesine giren Bizans İmparatorluğu, yok olmamak ve yalnız kalmamak için Batı Hristiyanlığının desteğine ihtiyaç duyacak ve kendisinin üzerinden Avrupa’dan gelecek kitlelerin Anadolu’ya geçişini hazırlayacak, lojistik hatlarını oluşturacak ve destekleyecek ortamı yaratabilecekti. Gerekli tüm şartların oluşması ile 1095 yılında Papa II. Urbanus, Clermont Konsili’nde Haçlı Seferleri çağrısını yaparak yeni bir tarihsel süreci başlatmıştır.

Kaynakça

Bu bölümün yayın künyesi ve metinde kullanılan dipnot kaynakları aşağıdadır.

Muhammed Avcı (2022). Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri. Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü · İzmir. İlgili tez sayfaları: Basılı s. 48–49; PDF s. 57–58.

Dipnotlar (1)
  1. [187]

    Doğu ve Batı Kiliselerinin ayrılmasını ifade eden kavram.

AKADEMİK YAZI ÜZERİNE

Fikrini gerekçesiyle paylaş.

Yazıyı paylaş

Fikirler yükleniyor…

0/2000 · Topluluk kuralları geçerlidir.