İçeriğe geç
NovaSofyaBİLGİNİN İZİNİ SÜR
Tez · Orta Çağ tarihi ve askerî tarih · 2022

Üçüncü Haçlı Seferi: Güç, Yıpranma ve Uzlaşma

Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri
Muhammed AvcıDokuz Eylül Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü · Tarih

5 dk okuma · Çalışmanın diğer konuları →

Kudüs’ün fethi haberi Batı Hristiyan dünyasında büyük bir infial yaratmıştı. Bu haberi müstahkem surları, kaybedilen savaşlardan kaçan Sur kentinde toplanan Haçlı Ordusu’nun kalabalıklığı ve Selahaddin’in de yorulan ordusuyla fethedilemeyen Sur kentinin başpiskoposu Josias Sicilya’ya götürmüştü. Haber üzerine Sicilya Kralı II. Guillaume Doğu’ya hazırlıklara başlamıştı. O sırada ölen Papa III. Urbanus’un yerine Papa VIII. Gregorios geçmişti. O da hemen bildiriler düzenleyerek yeni çağrılarda bulunuyordu. Onun da kısa süre ölümünden sonra Papa III. Clemens geçmiş ve o da Alman İmparatoru Frederich Barbarossa’nın yanına giderek sefere çağrıda bulunuyordu. Josias da İngiltere ve Fransa krallarını ziyaret ediyor ve onları sefere çağırıyordu. Kudüs’ün Türkler tarafından fethedilmesinden sonra Avrupa’dan pek çok lord, dük, şövalye ve halk arasından birçok gönüllü katılım sağlanıyordu.

Sefere ilk katılan ordu Alman Ordusu olacaktı. Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa kırk yıl önce amcası III. Konrad’ın yanında ikinci haçlı seferine katılmıştı ve kaybedilen savaşların intikamını almak istiyordu. Yönetimini VI. Heinrich’e bırakan neredeyse 70 yaşına gelmiş olan Friedrich Barbarossa yanında ikinci oğlu Friedrich ve iyi teçhizatlı, disiplinli ordusu ile 11 Mayıs 1189’da Doğu’ya doğru yola çıktı. Ordu Bizans topraklarına girince o sırada tahtta olan Bizans İmparatoru İsakios Angelos ile anlaşmazlıklar meydana gelmeye başlasa da ordu 1190 Mart’ında Anadolu’ya geçmişti. Balıkesir Alaşehir üzerinden Denizli’ye gelmişler İmparator Manuel’in büyük bir yenilgiye uğradığı Myriokephalon üzerinden geçerken Selçuklularla çatışmalar olsa da devam etmişlerdi. Friedrich’in amacı Türklerle savaşmaktan ziyade kutsal topraklarda fetihler yapmaktı. Nitekim İmparator İsakios’a ve Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’a ülkelerinden geçmek için izin istemişti. Ancak II. Kılıçarslan onları hiçbir şey yapmadan Selçuklu topraklarından geçirmeye niyeti olmayacaktı. I. Kılıçarslan’ın, I.Mesud’un taktikleri ve stratejilerinde olduğu gibi o da bu kalabalık orduyla direk bir savaşa girmekten Haçlı ordusunu kaçınarak yıpratmak ve geri çekilmek üzere saldırılarda bulunuyordu. Yiyecek aramak için uzaklaşanları avlıyorlar, artçı birliklere saldırılarda bulunuyorlardı. Alman Ordusu Anadolu’dan geçerken açlık, susuzluk ve Türk okçularının saldırıları ile büyük kayıplar veriyorlardı.[313]

17 Mayıs’ta Konya’ya varan Alman Haçlı Ordusu şehirde bir şey bulamayacaktı ki II. Kılıçarslan şehri boşaltmıştı. Haziran 1190 yılında Silifke’den nehrin karşısına geçmeye çalışırken sebebi hakkında pek çok rivayetler olsa da Friedrick Barbarossa’nın cesedine boğulmuş bir şekilde rastlanıldı. Haçlı Ordusu imparatorlarının bu beklenmedik ölümü karşısında dağılmış ve bir çoğu Avrupa’ya geri dönmüş, oğlu Friedrich sayısı önemsenmeyecek kadar kalan birlikle Antakya’ya gelmişti.[314]

Diğer taraftan da İngiltere Kralı II. Henry’nin oğluyla mücadelesi sonucu ölmüş, tahtı ele geçiren I. Richard bilinen adıyla “aslan yürekli Richard” ve Fransa kralı Phlippe sefere katılma kararı almışlardı. Bu defa Anadolu üzerinde bulunan Selçuklu tehlikesinden sıyrılıp Kutsal topraklara gelebilmek için deniz yolu tercih edilmişti. Haçlıların iki senedir kuşattığı ve ele geçiremediği Akka şehri Fransız ve İngiliz ordularıyla tekrar desteklenmişti. Şehir garnizonu 12 Temmuz 1191’de Selahaddin’in bilgisi olmadan şehri teslim etmişti. Akka’nın ele geçirilmesinden sonra Fransa Kralı Philippe ordusunun büyük bir kısmını Richard’a bırakarak Avrupa’ya geri dönmek üzere yola çıkmıştı. Richard acımasız bir liderdi ki Akka ele geçirildikten sonra esirleri serbest bırakmamış görüşmelerin sonuçsuz kalması üzere Akka’nın dışına çıkarılan bu üç bine yakın Müslüman Selahaddin’in ordusunun önünde infaz edilmişti. Richard’ın Doğu’daki en büyük amacı Kudüs’ü ele geçirmekti ve prestij sağlamaktı. 2 Ağustos‘ta Templier ve Hospitalier Şövalyeleri ile birlikte Yafa şehrine doğru harekete geçmişlerdi. Selahaddin Eyyubi bu orduyu takip ediyor ve hızlı ve çevik Türk atlı okçuları aralıklı akınlarla artçılara saldırıyor, önemli zayiatlar verdiriyorlardı. Yakalanan esirler de Akka’nın intikamı olarak infaz ediliyordu. 7 Eylül’de Selahaddin Arsuf yakınlarında Haçlı Ordusu’nu savaşmaya zorlamıştı ve sürpriz bir atakla Haçlı Ordusu’nun dağılacağını düşünerek saldırıya geçmişti. Ancak Haçlılar dağılmamış ve karşı saldırıya geçmişlerdi. Şövalyelerin önemli taktiği olan toplu ve düşman hattını delip geçecek saldırıda bulunuyorlardı.

Haçlı Ordusu daha sonra merkezin zayıfladığını fark etti, sağdan merkeze hareket ederek Selahaddin’in ordusunu kargaşaya sürükleyerek kaynaklarda geçecek şekilde “tek adam olarak saldırıya geçtiler”. Richard şövalyeleri üç gruba ayrılarak Selahaddin’in ordusunun kanatlarına ve merkezine saldırarak büyük hasara yol açtı. Kendisi de savaşta hazır bulunan İbn Şeddad, ordunun merkezinde olduğunu ve Haçlı Ordusu’nun saldırısını "toptan bir şekilde uçarcasına hücuma geçtiğini" ve bu nedenle ordunun sol kanadına katılmaya çalıştığını belirtiyor; “Tamamen dağıldıktan sonra sağ kanada katılmayı düşündüm ama sonra onların da diğerlerinden daha kötü durumda olduğunu ve uzaklaştıklarını gördüm.” Haçlı Süvari hücumlarının bu hücum düzeni Haçlı zaferleri için oldukça önemliydi.[315]

Selahaddin’in ordusu beklenmeyen bu saldırı karşısında dağılsa da orduyu tekrar bir araya getirmişti. Bu savaş neticesiz bir savaş olmuştu ve Richard direk bir savaştan kaçınarak kıyı şeridinden Yafa’ya doğru ilerlemeye devam etmişti. Richard İngiltere’den ülkesine geri dönmesi için haberler alsa da Selahaddin ile daha iyi bir müzakere için fırsat kollamaktaydı. Selahaddin de aynı şekilde barış taraftarı idi. Anlaşma gerçek haçın iadesi, Haçlıların ele geçirdiği bölgelerin tanınması ve kalesi yıkılarak Beyrut’un verilmesi ile sağlanmıştı. Richard İngiltere’ye dönmek üzere hazırlıklar yaparken Doğu’daki Hristiyan varlığını düzene sokmak istemişti. Bu durum onun Doğu’da daha uzun kalmasına sebep oluyordu. Nitekim Doğu’dan uzaklaşamayan Richard 1192 Eylül’ünde Daron kalesini ele geçirdi, Selahaddin de bunun üzerine Yafa’yı ele geçirip tahrip etti. 1192’de tekrar üç yıllık bir barış yapmışlar ve karşılıklı olarak Müslümanlar ve Hristiyanlar birbirinin ülkelerinden vazgeçeceklerdi. Bu anlaşma üzerine Richard Avrupa’ya dönmüştü. Neticede Üçüncü Haçlı Seferi de gücü tükenen Doğu Haçlı Devletleri’nin beklediği kadar bir etki yapmamıştı. Şartlar sefer öncesindeki durumlara kıyasla neredeyse değişmemişti.[316]

Kaynakça

Bu bölümün yayın künyesi ve metinde kullanılan dipnot kaynakları aşağıdadır.

Muhammed Avcı (2022). Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri. Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü · İzmir. İlgili tez sayfaları: Basılı s. 86–89; PDF s. 95–98.

  1. Demirkent, Işın. Haçlı Seferleri. Dünya Yayıncılık, İstanbul, 1997.

    Dipnotlar: 313, 314, 316
  2. Liebau, Gregory J. “Fighting the Frankish Knights”. Medieval Warfare, c. IV, no. 5, ss. 35-39.

    Dipnotlar: 315
Dipnotlar (4)
  1. [313]

    Demirkent, ss. 149-152.

    Kaynakça: Demirkent, Işın ↗
  2. [314]
  3. [315]
  4. [316]

    Demirkent, ss. 154-162.

    Kaynakça: Demirkent, Işın ↗
AKADEMİK YAZI ÜZERİNE

Fikrini gerekçesiyle paylaş.

Yazıyı paylaş

Fikirler yükleniyor…

0/2000 · Topluluk kuralları geçerlidir.