İçeriğe geç
NovaSofyaBİLGİNİN İZİNİ SÜR
Tez · Orta Çağ tarihi ve askerî tarih · 2022

Atın Toplumdaki Yeri: İki Süvari Kültürünün Karşılaştırması

Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri
Muhammed AvcıDokuz Eylül Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü · Tarih

5 dk okuma · Çalışmanın diğer konuları →

Türk ve Frenk süvari kültürünün tarihsel süreçleri, farklı coğrafyalarda gelişen bu iki askeri kültürün tarihsel süreçteki gelişimi incelendiğinde birbirinden farklı noktalar görebildiğimiz gibi tarihsel süreçte birbirlerine olan etkileşimleri de küçümsenmeyecek kadar fazladır.

Türk süvari kültürü, Türk toplumsal yaşamının merkezinde gelişmiş bir olgudur. Nitekim Türkler için at kültürlerini ve medeniyetlerini geliştirdikleri sadece askeri bir araç değil hayvancılık kültürünün hayatın merkezinde olması hasebiyle etinden, sütünden beslendikleri, at sürülerinin beslenip çoğaltıldığı ve ticareti ile gelir elde ettikleri, geniş bozkırlarda hayvan sürülerini idare etmede kullanmaktaydılar. Bu bağlamda Türkler ve at arasındaki ilişki sıradan bir binek hayvanından ziyade ortaya koydukları kültür yapısının mihenk taşı idi.

Bu bağlamda at ve atlı süvariler sayesinde geniş coğrafyalara yayılan ve hakimiyet kurabilen Türklerin savaş kültürünün başat rolünü Türk süvarileri üstlenmiştir. Türkler Hunlarla beraber Doğu’da Çin medeniyeti ve Batı’da Avrupa’nın en Batı’sına kadar sokulmuş, Türk savaş tekniklerini ve süvari kültürünün meziyetlerini bilinin tüm medeni dünyaya tanıtarak bir anlamda önderlik yapmıştır. Türk süvarileri nitekim gerek Hunlar sonrasında kurulan Doğu Avrupa’da ve Karadeniz’in kuzeyinde hakimiyet kuran Türk kavimleri olan Bulgarlar, Macarlar, Peçenekler Kumanlar ile gerekse olan Selçuklular ile birlikte İran’a, Orta Doğu’ya ve Anadolu’ya giren Oğuzlar ile geleneksel Türk süvari kültürünü devam ettirmişlerdir. Türk süvari kültürü genel hatları ile Orta Asya’da temelleri atılan binlerce yıllık bir kültürdü ve o derece etkili idi ki çağlar boyu büyük değişimler yaşamadan etkinliklerini her zaman kanıtlamışlardı. Mervezî, “çöllerde ve bozkırlarda yaşayan yaz kış bir göçebe hayat sürdüren (Türkler) en güçlü, muharebede ve cenkte en dayanıklı insanlardır.” tasviri de Türklerin yaşayış biçimi ile savaştaki güçlerinin paralelliği üzerine durmuştur.[317]

Batı tarafında Frenklerin süvari kültürünün gelişimi incelendiğinde de bu gelişimde birkaç temel unsur önemlidir. Bunlardan birincisi Avrupa’da karşımıza çıkan Frenklerin eski çağdan, “barbar” dönemlerinden gelen ve kendi iç dinamikleri ile oluşturduğu kültürel etkiler, ikincisi Roma medeniyetinin etkisi ile kendi kültürel dinamiklerine eklemlenen kültürel etmenler ve bunun askeri kültüre etkileri, üçüncüsü de süvari kültürünün gelişmiş olduğu Asya’dan Avrupa’ya gelen Hunların ve diğer kavimlerin Roma ve Avrupa dünyasına derin etkisi sonucu gelişen dış etkileri göz önünde bulundurmak gerekir. Bunlar dışında askeri kültürü ve süvari kültürü geliştiren bir diğer dış etki de İspanya üzerinden Avrupa’ya gelen Müslümanlar ile yaşanan çatışmalardır.

Nitekim Hunlar ve sonrasında gelişen siyasi olaylar ile Avrupa’da merkezi güç olan Roma’nın çöküşe geçmesi, coğrafyanın boşluk tanımadığı hakikati ile Frenklerin ve diğer halkların yeni güçler olarak devletleşmesine yol açmıştı. Bu devletleşme aşamalarında pek tabi ki o zamana kadar olan eski yöneticileri olan Roma medeniyetinin etkisi büyüktü. Bu bağlamda Roma idari düzende olduğu gibi askeri kültürde de Frenkleri etkileyecekti.

Avrupa süvari gelişimini kuşkusuz Karadeniz’in kuzeyinden gelen Türk kavimleri etkilemişti. Zira Roma ve barbar kavimlerin savaş düzeni daha ziyade piyade ağırlıklı ordulardan oluşmaktaydı. Romalılar lejyoner birlikleri gibi düzenli birliklerle bu askeri sınıfları bir taktiksel düzende kullansalar da barbar halklar savaşırken taktiksel hassasiyetlerden ziyade yıkıcı hücumlarla saldırılar düzenliyordu. Ancak tüm bunlara rağmen Doğu’da gelen at üzerinde savaşan kavimler karşısında bu piyade ağırlığındaki askeri birlikler çaresiz kalmaktaydı. Nitekim göğüs göğüse piyade savaşından ziyade atlı okçu birlikler, piyade birliklerine karşı savaş meydanını kuşatıp, hızlı hareket ederek savaşın üstünlüğünü ele neredeyse kayıp vermeden büyük askeri başarılar elde ediyorlardı. Bu durumdan en büyük oranda etkilenen Roma ve Bizans İmparatorlukları ordularının içinde benzer askeri nitelikte birlikler dahi oluşturmaya çalışmıştı. Ayrıca üzengi kültürünün de Avrupa’ya gene Türk kavimlerinden biri olan Avarlar ile girdiği düşünülürse Türk süvari kültürünün Haçlı Seferleri’nden çok daha erken dönemde Avrupa atlı kültürünü etkilediği kaçınılmaz bir gerçektir.

Frenklerin süvari anlayışını etkileyen olgulardan birisi de İspanya üzerinden Avrupa’ya gelen Müslüman akınlarıdır. Kuzey Afrika’yı hızla ele geçirip Cebeli Tarık’tan İber yarımadası’na, Avrupa’ya geçmeyi başaran Müslümanlar Endülüs Emevi Devleti’nin temellerinin atmış Avrupa’nın en batısından fetih hareketlerine başlamışlardı. Nitekim bu fetihler Avrupa’nın Roma sonrası merkezi devletlerin kurulamayışı ve iç karışıklıkları ile daha da hızlı ilerlemişti. Bu süreye kadar aynı zamanda Avrupa’da Roma sonrası barbar halklar arasında Hristiyanlığın Roma merkezi kilisesine bağlı olarak yayıldığı bir dönemdir. Atilla sonrası Roma’nın Galya toprakları Frenklerin hakimiyetine girmiş ve bu topraklar Fransa adını almaya başlamıştı. Merovenj, Karolenj, Capet ve Valois hanedanlıkları Fransa’yı yöneten merkezi hanedanlıklar olmuştur. Her ne kadar hanedanlıklar yönetim erki ile ülkenin sahibi olsalar da neredeyse tüm Avrupa’da görüleceği üzere feodalite sistemi ile yönetim paylaştırılıyor ve vasallıklar ile yönetiliyordu. Söz konusu vasallar da merkezi devlete bağlı olarak askerler yetiştirmekteydi. Bu bağlamda süvari kültürü de bir evrim dönemi yaşayacaktı. Çünkü kendi topraklarının sahibi olan vasallar, lordlar ve asilzadeler küçük ordularını oluşturuyordu. At sahibi olmak ve ata binmek hem asillere göre bir iş olduğu gibi hem de Avrupa’da at oldukça pahalıydı ve zenginlik gerektiriyordu. Avrupalılar at üzerinde savaşmanın üstünlüğünün farkındaydı ve özellikle asiller savaşlarda at üzerinde savaşıyor ve çeşitli turnuvalarla eğleniyorlardı. Avrupa’nın kaos içerisinde bulunduğu ve hakimiyet savaşlarının yaşandığı feodal dönemde şövalye kavramı ortaya çıkacaktı. Lordlar artık kendilerine bağlı bazen asillerden oluşan bazen de halk arasından yetenekli savaşçıların seçilmesiyle şövalyeler bulunduruyordu. Nitekim Müslümanların Avrupa’ya girmesiyle durdurulamayan Müslüman ordularına da bu şövalyeler oldukça etkili olacaktı. Özellikle Poitiers savaşı Müslüman ordularına karşı şövalye kültürünün Avrupa’da gelişiminde mükemmel bir örnek olmuştur. Ünlü tarihçi Hıtti, bu savaşta Avrupa süvarisinin etkinliğini şu şekilde anlatmaktaydı: Frenk ordusunda yer alan ve savaşın kızgınlaştığı bir sırada dört köşe ve ortası boş bir biçimde vaziyet almış olan savaşçılar, omuz omuza ve bir duvar sağlamlığında, hatta bir buz duvarı gibi gevşeme ve esneme nedir bilmez bir biçimde ayakta duruyorlardı. Karşılarında hücuma kalkan Müslümanların hafif süvarileri başarı gösteremiyordu. Frenkler, saflarını dörtgen biçiminde sıralamışlardı. Her bir saf aşıldığında arkasından diğeri geliyordu. Üzerlerine gelen süvarilerin aralarına sızmasına imkân vermeden ellerindeki kılıçlarla onları etkisiz hale getiriyorlardı.[318]

Dolayısı ile Müslümanların Avrupa’da durdurulamadan ilerleyişini Frenkler geliştirdikleri bu ağır süvari ile durdurmuşlardır ve bu ilerlemeyi geriye döndürmüş denilebilir. Poitiers savaşı ile Avrupa Hristiyanlık dünyası büyük bir tehlike atlatmıştır. Bu zaferin mimarı Marteau de Sarrasins[319] ünvanı alan Charles Martel ve beraberinde savaşa katılan ağır süvarilerdir. Dolayısı ile bu süvari tipinin önemi diğer Avrupa yönetimleri tarafından da anlaşılmış, orduların en prestijli ve etkili birlikleri haline gelmişti.

Kaynakça

Bu bölümün yayın künyesi ve metinde kullanılan dipnot kaynakları aşağıdadır.

Muhammed Avcı (2022). Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri. Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü · İzmir. İlgili tez sayfaları: Basılı s. 89–92; PDF s. 98–101.

  1. Ceran, İsmail. “Puvatya Savaşı (732)”. Dergiabant (AİBÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi), c. 4, sayı 8, ss. 17-47.

    Dipnotlar: 318
  2. Hillenbrand, Carole. Müslümanların Gözüyle Haçlı Seferleri. Çev. Nurettin Elhüseyni. Alfa Yayınları, İstanbul, 2015.

    Dipnotlar: 317
Dipnotlar (3)
  1. [317]

    Carole Hillenbrand, Çev: Nurettin Elhüseyni, Müslümanların Gözüyle Haçlı Seferleri, Alfa Yayınları, İstanbul, 2015, s.467.

    Kaynakça: Hillenbrand, Carole ↗
  2. [318]

    İsmail Ceran, “Puvatya Savaşı (732)”, Dergiabant (AİBÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi), Cilt: 4, Sayı: 8, s. 32.

    Kaynakça: Ceran, İsmail ↗
  3. [319]

    Müslümanların çekici.

AKADEMİK YAZI ÜZERİNE

Fikrini gerekçesiyle paylaş.

Yazıyı paylaş

Fikirler yükleniyor…

0/2000 · Topluluk kuralları geçerlidir.