Türk süvari kültürünün üstün olduğu rollerin kabulü ve Türklerin karşılarındaki orduların bu güçlü ve etkili askeri sınıfa karşı ikame edecek yeni birlikler arayışına verilecek en iyi örnek, Türkopol[320] birlikleridir. Nitekim Haçlı Seferleri sırasında Anadolu’ya Frenk orduları ile beraber gelen Türkopol birliklerinin rolü oldukça etkiliydi. Bu birlikler özellikle Türk devletlerinden belirli sebeplerle dolayı kaçan ve Bizans’a ve Batılılara sığınan askerlerden oluşmaktaydı. Türkopoller yerli yardımcı kuvvet olarak değerlendirilmiş ve Haçlı orduları içerisinde egzotik bir bileşen olarak görülmekteydiler. Nitekim Türkopol birlikleri Haçlılar gelmeden önce Bizans tarafından kullanılan etkin birliklerdi.
Haçlı seferleri ile birlikte de hafif atlı okçu süvari olarak Türkopol birlikleri Haçlı ordularında paralı askerler olarak hizmet vermekteydiler. Türkopol kelimesi zaman içerisinde öyle bir hal almıştı ki etnik olarak Türklerden oluşan bu birlikler zamanla farklı etnik kökenden halklarında girdiği hafif atlı okçu süvari askeri birliğini ifade eder olmuştu. Anadolu içerisinde Türklerle savaşan Haçlı orduları bu askeri birliğin üstünlüklerinin ve gerekliliklerinin farkında olarak Bizans’ta gördükleri bu birlikleri onlar da etkin bir şekilde kullanmaya başlamışlardı. Ancak Haçlı ordusu içerisinde Türk kökenli Türkopoller olsa da Türkler Bizans İmparatorluğu içerisinde daha etkindiler. Haçlı ordusu içerisinde insan gücü olarak Türklerin olması daha sınırlı bir durumdu. Üstün savaş becerileriyle beraber Türkopol birlikleri bir anlamda ordudan yarı bağımsız hareket etmekteydiler. Bu da karşı taraftaki düzenli Türk ordusundaki atlı okçu süvari birliklerine göre daha zayıf kalmalarına sebep oluyordu. Haçlı ordusu içerisinde görülen bu Türkopol birlikleri bir süre sonra etnik olarak Türklerden daha farklı Hristiyan halkların meydana bir askeri birlik şeklinde görülmektedir. Haçlı orduları içerisinde bu birlikler genellikle hafif süvari olarak görev yapan Hristiyan atlı okçu anlamına gelmekteydi. Tapınak şövalyeleri tarikatının içerisinde de Türkopellerin önemli bir yeri vardı. Tarikat içerisinde statüsü oldukça yüksek, iyi kazançlar elde eden “Turkopolier” adında bir statü vardı. Tapınak şövalyeleri içerisinde atlı çavuşlar olan ağır zırhlı şövalyeler ile Türkopol birliklerini Turkopolier statüsü altında toplayarak onların şövalye kardeşliğinde etkin bir biçimde desteklerini sağlıyorlardı. Ayrıca Tapınak şövalyelerinin en önemli keşif ve hızlı hareketleri sebebiyle haberleşme grubu olmuşlardı. Türkopollerin Haçlı seferleri katılımlarına etkinliklerine örnek olarak, 1167’deki Mısır’daki Frenk süvari birliklerinin neredeyse üçte ikisini oluşturmaktadır. 1168’de Mısır’ın ele geçirilmesi üzerine Hospitalier şövalyeleri ile Kudüs Krallığı arasında bir anlaşmada 500 şövalye ve 500 Türkopol sağlamayı taahhüt etmişlerdi. 1183 yılındaki Hıttin Savaşı’nda da Selahaddin Eyyubi’nin birliklerine karşı Frenk ordusunun süvarilerinin neredeyse yarısı Türkopol birliklerinden oluşuyordu.[321]
Ağır zırhlı şövalyelerin maliyetinin pahalı ve sayılarının yetersiz olması Haçlı ordularında büyük bir eksiklik meydana getiriyordu. Aynı zamanda şövalyeler meydan savaşlarında üstünlük sağlayabilseler de baskınlarda ve sürpriz saldırılarda Türk ve müslüman askerlerine göre oldukça yetersizdi. Bu noktada da Türkopoller Haçlı ordusu için hem süvari sayısının artmasını sağlıyor ve şövalyelerin yapamadıkları taktiksel eksiklikleri kapatmış oluyorlardı. Haçlılar Türkopolleri uzun menzilli keşiflerde ve casusluklar faaliyetlerinde kullandığı gibi Türk savaş taktiklerinde olduğu gibi düşmanı taciz edip hızlıca geri çekilebilmekteydiler. Bu Türk ordularına kıyasla Haçlı ordularına büyük bir taktiksel güç kazandırmaktaydı.
Savaş alanlarında en büyük kayıplar; savaş meydanında üstünlük sağlanmasından sonra gelişen ortamlarda oluşmaktadır. Çünkü savaşın kaybedileceği anlaşıldığında kaybettiğini anlayan ordular geri çekilmektedir. Hızlı bir şekilde geri çekilmeyi başarabilen ordular da oldukça az kayıplar verip tekrar kolayca toparlanma fırsatı buluyor ve yeni bir savaşın devamına sebep oluyordu. Bu bağlamda Haçlı seferleri döneminde Türk savaş stratejisinin en tipik örneği bu durumdu. Haçlı ordusu ağır süvarileri ve sayıca üstünlükleri ile savaş meydanında üstünlük sağlayabilseler de genel olarak nihai bir zafer elde edemiyorlardı. Çünkü Türk orduları savaşın kötü gittiğini düşündüklerinde savaşmak için geri gelmek üzere savaş alanını terk ediyorlardı. Bu durumda Haçlılar, zırh ve sayıca üstünlüklüklerinin dezavantajı olarak hantal kalıyorlar ve savaş meydanından hızlı ve çevik bir şekilde ayrılan Türk orduları yakalayıp büyük zararlar veremiyorlardı. Bu bağlamda Türkopol birlikleri Haçlı orduları içerisinde gene burada da karşımıza çıkıyor ve Haçlıların taktiksel ve operasyonel olarak eksik kaldığı bu büyük eksikliği kapatmaya çalışıyorlardı. Savaşlarda üstünlüğün kazanılmasıyla kaçmakta olan düşman birliklerine doğru gönderilen bu birlikler, düzeni dağılmış orduları yolda kolayca yakalıyor, esir ediyor ve imha ediyordu.[322]
Kaynakça
Bu bölümün yayın künyesi ve metinde kullanılan dipnot kaynakları aşağıdadır.
Muhammed Avcı (2022). Haçlı Seferleri Döneminde Türk ve Frenk Süvarileri. Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü · İzmir. İlgili tez sayfaları: Basılı s. 95–97; PDF s. 104–106.
Tibble, Steve. The Crusader Armies 1099-1187. Yale University Press, London, 2018.
Dipnotlar: 321, 322
Dipnotlar (3)
- [320]
Türkopol Yunanca’da Türkoğlu anlamı vardır.
- [321]
Tibble, ss. 117-118.
Kaynakça: Tibble, Steve ↗ - [322]
Tibble, ss. 118-123.
Kaynakça: Tibble, Steve ↗

Fikirler yükleniyor…