İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Zerdüştlük Nedir? İslâmiyet ile Benzerlikleri Nelerdir?

Mecûsîlik, Zerdüştlük Nedir?

Mecusilik, Mazdeizm ya da Zerdüştilik adını kurucusu Zerdüşt’ten ya da tek tanrı Ahura Mazda’dan almıştır. İran dinleri arasında tek tanrı inancına yer vermesi bakımından Antik dinlerden farklılık göstermiştir. İran kültüründeki yeri ise Ariler ile değerlendirilmekte, Arilerin İran’ı ve Hindistan üzerindeki kültürlerinden sonra ortaya çıktığı düşünülmektedir. Burada önem verilen nokta Mitra inancı ve Ari inançlarının sosyal ve ekonomik hayattaki özellikle hayvancılık toplumundan tarım toplumuna geçiş sürecinde yaşanan değişimdir. (Erbaş, 272) Biruni’ye göre de Zerdüşt inancı Budizm’in yerini almıştır. (Jeffrey, 238.)

Zerdüşt kelimesi, Zarathustra’nın Yunanca karşılığıdır. Zarath; güzel, doğru anlamında iken üstra ise deve anlamında olup güzel develere sahip olan anlamında olduğu düşünülür. Doğumunun ne zaman olduğu konusunda tam olarak bir uzlaşı sağlanamasa da M.Ö. 570’li yıl olduğu yönünde tahmin edilmektedir. Biruni Zerdüşt’ün M.Ö. 7 ya da 6. Yüzyılda yaşadığı fikrini desteklemektedir. (Adam, 242.) Bir peygamber olabileceği gibi şaman ya da bir hâkim olarak değerlendirenler de vardır. (Tümer; Küçük, s.107.)  Kuran’da ise Zerdüştilik, Mecusilik kelimesi ile karşımıza çıkmaktadır. (Kuran, Hac Suresi, 17. Ayet.) Zerdüştiler için Mecusiliğin kullanıldığı gibi Müslümanların fethinden önce “Mazdayasna” kelimesi de kullanılmıştır. (Ahura Mazda’ya ibadet eden.)

Zerdüşt ortaya çıktığı andan sonra Ormazd olarak da geçmiş İslam kaynaklarında Hürmüz olarak yer almıştır. Ahura Mazda alemin tanrısı olarak hâkim rab anlamındadır. Dinin temeli ise yalanın ve kötülüğün kaynağı olan Ehrimend’in, Ahura Mazda’nın iyiliği tarafından yenilmesidir. Zerdüşt’e göre evrende iyilik ve kötülük olarak iki asli görüş vardı ve insanoğlu bu iki ruh arasında bir seçim yapacak ve kaderini belirleyecektir. Zerdüşt’te kendisini Ahura Mazda’nın yani iyiliğin bir temsilcisi olarak belirtir. (Tümer; Küçük, s.107.)

Zerdüşt’ün Bagrat bölgesinde doğduğu ve daha sonra hicret edip Doğu’ya gittiği ve Doğu İran’da yaşadığı düşünülür. Dini Batı’ya doğru yayılırken Tahran yakınlarında Ragha kenti bu dinin merkezi olarak ortaya çıkmaktadır.

Zerdüştiliğe göre din insanlığın doğuştan getirdiği bilgece bilgilerin bütünü ve bu hikmet de Ahura Mazda’nın cevherinden gelmektedir. (Erbaş, 272.)

Zerdüştlük mü Mecûsîlik mi? Zerdüştler ateşe mi taparlardı?

Zerdüştten önce Mecusilik olarak bir din olduğunun var olduğu düşünülmektedir. (Jeffrey, 339.) Ahura Mazda manevi bir varlık olarak kabul edilirken, onun nuru yaratılmamış bir ışık olarak düşünüldü ve böylece ateş kültü olarak Mecusilik ortaya çıktı. (Tümer; Küçük, 109.) Ragha’da Zerdüştilik Med rahip sınıfında yönetiliyor, bunlara da Mecusi ya da Maci’ler deniliyordu.

Ateş kültü, İran’da Zerdüşt’ten önce eski Ariler tarafından uygulanan bir gelenekti ve Zerdüşt’ten sonra da ateş kültü merkezi bir hale geldi. Zerdüşt’ten sonra rahipler, dini temizlik ritüelini ateşle sembollendirdiler ve rahipler “ateş yakan” olarak nitelendirilirler. Sasanilerin devrinde hükümdarın sarayında milli birliğin sembolü olarak ateş geleneği vardır. Ateş tapınaklarda özenle korunur, kutsal bir anlayışla ayinle temizlenen odunlarla beslenir, elle ya da nefesle ile kirletilmemesi için rahipler eldiven ve ağızlarını örterek gerçekleştirirlerdi. Tapınaktan eve giden bu ateş de söndürülmezdi.

İslam kaynaklarında İran bölgesi için bu ateşperest olarak tanınması bu doğrultuda gelişmiştir. (Sarıkçıoğlu, 58)

Zerdüşt İnanç ve İslamiyet Arasındaki Benzerlikler

  • YARATICININ TASVİRİ

Ahura Mazda’nın anlamı ise “Her şeyi bilen Rab” olarak tercüme edilir. (Sarıkçıoğlu, 58.) Ahura Mazda’nın yanında altı baş melek tasvir edilir. Bunlar iyi akıl, adalet, ilahi irade, tevazu, mükemmeliyet ve ölümsüzlük şeklinde onun sıfatları olarak da değerlendirilir.

Zerdüşt Yasna 44/36’da Ahura Mazda’yı tasvir ederken, şöyle der:

“Güneşi ve yıldızları kim yörüngesine oturttu?

Ay’ı hemen kendine alıp kaybediveren kimdir?

Dünyayı onun aşağısında tutan, kimdir?

Gök kubbeyi düşürtmeyen kimdir?

Sular ve bitkileri tutan kimdir?

Rüzgârı ve bulutları koşmaya sevk eden kimdir?

Uykuyu ve uyanıklığı yaratan hangi yaratıcıdır?

Sabah, öğle ve akşam vazifedeki.

Sorumluluk şuurunu uyandıran kimdir?

Ey hâkim-i mutlak,

Seni ezel ve ebed olarak ruhumla buldum” (Sarıkçıoğlu,61.)

Zerdüşt’ün burada anlattığı kısım ile Hz. İbrahim’in Allah’a nasıl ulaştığı arasında da benzerlik görülmektedir. Zerdüşt insanları sorgulama yoluyla Tanrı’ya ulaştırmaya çalışırken, İbrahim Peygamber’de bizzat kendisi sorgulayarak Allah’a ulaşmasını halkına anlatmaktadır:

“İşte böylece İbrahim’e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.

Üzerine gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. “İşte Rabbim!” dedi. Yıldız batınca da, “Ben öyle batanları sevmem” dedi.

Ay’ı doğarken görünce de “İşte Rabbim!” dedi. Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi.

Güneşi doğarken görünce de, “İşte benim Rabbim! Bu daha büyük” dedi. O da batınca (kavmine dönüp), “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım” dedi.

“Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” (Kuran,En’am Suresi,75-79)

  • KUTSAL KİTAP

Avesta ya da Gathalar, Zerdüştlük için kutsal kitaptır. Zerdüştün ölümünden sonra ortaya çıktığı düşünülür. Avesta’nın birçok telaffuzu vardır. Upesta, Avistak, Apasiak kelimesi de bunlara örnektir, anlamı ise “esas metin” olarak tercüme edilir. (Sarıkçıoğlu, 59.) Bazen de bu kelimenin “sığınacak yer” ya da “yardım” anlamına geldiği de düşünülür. (Tarlan, Yesna, XIII) Avesta üç bölümden oluşur. Birinci kısım Zerdüşt’ün Gathalarının içinde bulunduğu ve dini törenlerde okunan ilahiler olan Yasna’dır. İkinci kısım çeşitli tanrılara yöneltilen ilahilerdir. Üçüncü kısım ise “şeytanlara karşı kanun” olarak değerlendirilen “şeytanlara karşı tılsım” ve “ilahi temizlenme” kaidelerinin olduğu kısımdır. (Tümer; Küçük, s.108.)

Avesta ve Kuran hitap dili açısından karşılaştırılmasında benzerlikler göstermektedir. Hitabet biçimi, öğüt dili ve içerik bakımından benzerlikler görülmektedir.

“Doğruluk dostuna inanan ileriki yaşayışta, uzun süren bir alçaklık, karanlık, kötü yemek, ağlamak, inlemek nedir bilmez. Fakat siz ey yalana tapanlar, eğer işleriniz (amelleriniz) vicdanlarınıza yol gösterirse hayatınız böyle geçecektir.”( Tarlan, Yesna, 20.)

“Mazda Ahura kendi bütün gücünü, ululuk kudretini kemal, ebedilik, doğruluk, hükümdarlık ve temiz tıynetlilikle beraber, o kimseye verir ki o (Ahura Mazda), düşüncede ve işde (amelde) kendisine dosttur.”(Tarlan, Yesna, 21.)

“Bilene ve anlayana aşikardır ki ey Mazda Ahura, senin değerli yardımcın sözü ve işi ile doğruluğa ve iyiliğin ebedi diyarına arka (zahir) olandır.” (Tarlan, Yesna, 22.)

  • VAHİY

Zerdüşt’ün çocukluk dönemine ilişkin söylenen yaşından daha olgun davranması gibi erdemlere sahip olmasıdır. Yirmi yaşından sonra ruhsal değişiklikler yaşamıştı. Sık sık inzivaya çekildiği bir dağ vardı. Sonrasında bu durum otuz-kırk yaşları arasında iken Daitya nehri kenarında iken Vohu-Manah adında “iyi huylu” manasına gelen bir melek ona görünmüş, “yüce tanrı Ahura Mazda’nın vahyini getirdiğini” müjdelemişti. Melekle karşılaşmasında “İyi ruhla kendimi kaybettiğimde, kimsin, kime aitsin? diye bana sordu. Onun birinci sualine, ben Zerdüşt’üm, yalancıların hakiki bir düşmanıyım, fakat doğru insanların da güçlü bir destekleyicisi olmak isterim, dedim” demiştir. O kendi memleketinde tutunamamış ve hicret etmek zorunda kalmıştır.

Bundan sonra o hayatının sonuna kadar bu melek ile iletişim halinde olmuş, onun öğrettiklerini öğrenmiştir.  Zerdüşt dininin emirlerini doğrudan doğruya Ahura Mazda’dan vahiyle aldığını ve ilk olarak iyiyi seçme yönünde Rabbi’nin öğretisini yaymaya çalışır.

Benzerlik açısından değerlendirdiğimizde Muhammed Peygamber’de doğumundan itibaren mucizeler gerçekleşmiş. İleriki yaşlarında sürekli olarak inzivaya çekilmek için gene bir dağ figürü ile Hira dağına çıkmış, ruhsal değişimler yaşamıştı. Sonunda orada 40 yaşında iken haber getiren melek olan Cebrail ona gözüküp, ona ilk emrini “oku” emrini indirmişti. Başta anlamlandıramasa da büyük bir buhran yaşamış Hira Dağı’na tekrar çıkıp Cebrail ile tekrar karşılaşınca ona peygamberliği tebliğ edilmiştir. O zamandan beri sürekli olarak vahiy almış ve Allah’ın öğretisini insanlara tebliğ etmiştir.

  • ŞEYTAN

Zerdüştilik’de şeytan kavramı önemlidir. Ehrimend ile alemin sonuna dek bir mücadele vardır. Ehrimend Ahura Mazda’nın inayetini reddeder. Kötülük ve karanlığın temsilcisidir. İnsanlarda bu iki durum arasında bir seçim yapmak durumda özgür iradeye sahiplerdir.

Kuran’da da Şeytan Allah’ın en yakınında bulunan melek iken kovulmuştur. İnsanları yoldan çıkarıp, kötülüğe, ahlaksızlığa, suça ve günaha teşvik etmektedir. Adem ile Havva’yı özgür iradeleri ile ona kanmışlar ve cennetten kovularak dünyaya indirilmişlerdir. Kıyamete kadar da şeytana süre verilmiş şeytan insanları Allah’ın yolundan çıkarmak için her şeyi yapacaktır.

“Allah, o şeytana lânet etti ve o da, “Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım” dedi. “Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emrettiğimde Allah’ın yarattığını değiştirecekler.” Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o apaçık bir hüsrana düşmüştür. Şeytan onlara (birçok) vaadde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Oysa şeytan, ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor. İşte onların barınağı cehennemdir. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar. İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan?” (Kuran, Nisâ Suresi,118-122. Ayet)

  • AHİRET

Zerdüşt’e göre iki alem vardır, iyilik ve kötülük. İyilik ve aydınlıktan oluşan “Aşa” (Alem Nizamı), kötülük, suç ve karanlıktan oluşan “Drug” vardır. İnsanın bu seçimi “öteki dünyada” sonuçlarını verecektir.

İslam’da da bu durum benzerlik gösterir. Ahirete iman esastır. İnsanlar bu geçici olarak yaşadıkları bu dünyada bir sınav içerisindedirler ve bu dünyada iyi işler yapanlar, ahiret hayatında ödüllendirilecektir ya da cezalandırılacaklardır.

“Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.” (Kuran, Bakara Suresi, 4. Ayet)

  • SIRAT KÖPÜRÜSÜ

Ölümden sonra dördüncü gün inananların ruhu muhakeme edilir. Ölümden sonra ruh öteki aleme geçerken “Çinvat Köprüsü’nden” geçecektir. Dinsiz için bu köprünün ortası kılıç yüzü gibi olup geçemeyip cehenneme düşerken, inanan ve iyi olan ruhlar için bu köprü kılıcın geniş yüzünden ilerleyecek ve bu köprüden geçerek cennete ulaşacaktır. (Küçük, 109)

İslam’da da benzer şekilde sırat köprüsü görülmektedir. İman edenler için sırat köprüsü kolay bir yol olacaktır ve kolay bir şekilde geçeceklerdir. Ancak iman etmeyenler, şirk koşanlar ya da günahı çok olanlar için kılıçtan keskin olacak ve düşeceklerdir.

“(Allah, meleklere şöyle emreder): “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü
onlar sorguya çekileceklerdir.” (Kuran, Saffat Suresi, 23-24. Ayet.)

  • MAHŞER

Zerdüşt’e göre gelecekte büyük bir muhakeme kurulacaktır. Bu muhakemede ilk insan Gayomart’ın dirilmesi ile bütün ölüler dirilecek ve hayat kazanacak bir yerde toplanacaklardır. İyiler ve kötüler burada ayrılacak, iyiler cennete ve kötüler cehenneme gideceklerdir. Cehenneme gidenler ateş işe temizlenecek ve temizlendikten sonra Ahura Mazda’nın ülkesine gireceklerdir. (Küçük, 110.)

“Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenleri görürsün, yüzleri kapkara kesilmiştir. Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!?” (Kuran, Zümer Suresi, 60. Ayet.)

 “(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. Sonra şüphesiz siz kıyamet günü Rabbinizin huzurunda muhakeme edileceksiniz.” (Kuran, Zümer Suresi, 30-31. Ayet.)

  • GÜNAH VE ÖRNEK YAŞAM

Şüphesiz her din kendine has bir öğretiyi ortaya koyup, iyiyi ve doğruyu buna göre ortaya koymaktadır. Evrensel olarak dünyanın pek çok farklı yerlerinde ortaya dinler temel olarak bir ahlak yasasını da beraberinde getirir.

Zerdüştlük’te günah kavramı önemli bir husustur, kaçınılması gerekir ve insanları kötü güçlerin esiri kılar. Ana kavram olarak doğru bir yaşam ve ahlaki emirlere uymak yani iyi düşünce, iyi söz, iyi iş esastır. Fakirlere cömert davranmak, yabancılara misafirperverlik, bütün kötülüklerden uzak durma, zinadan uzak durmak esastır. (Küçük, 110)

Gene Kuran’da da bu anlayışa paralel olarak:

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Kuran, Nahl Suresi, 90. Ayet)

GENEL DEĞERLENDİRME

Genel anlamda Zerdüştlük inancı ve İslam arasında pek çok ortak özellik olduğu ve bu benzerliklerin daha da fazla artırılabileceği tespit edilebilir. İslam peygamberi Hz. Muhammed’in söylem olarak evrensellik anlayışı ve yeryüzündeki tüm peygamberlerin tamamlayıcısı olarak gönderilmesinden hareketle ve Zerdüştlük fikrindeki “mehdi” inancıyla bu tamamlayıcının Muhammed Peygamber olduğu İslamiyet bakımından meşruiyet kazandırdığı düşünülebilir. İran üzerinde İslam’ın yayılışı da buna bağlı olarak hızlı ve etkili olmuştur denilebilir. Ancak gene de İslam’a gelene kadar, Zerdüşt’ün ortaya koyduğu dinsel anlayış içerisinde olağanüstü değişimler görülmüştür. Bu dönüşümdeki temel sebep Zerdüşt’ten sonra, İran toplumunun Zerdüşt öncesindeki yaşanılan dinlerin ve inançların tekrar kendisini Zerdüştlük adı altında sentezlenmiş bir din olarak göstermesi bakımından olduğu düşünülebilir. Bu sebeple İslam’ın ortaya çıktığı dönemde Zerdüşt’ün ortaya koyduğu din artık tamamen bir değişim göstermiş, sonrasında sentezlenmiş Zerdüştlük inancı ateş kültü üzerine dayalı bir konumda ve pek çok kültürün etkisiyle, Hz. Ömer’in İran’ı fethetmesiyle bu din Yahudilik ve Hristiyanlık gibi İslam Devleti içerisinde tanınmamıştır. Her ne kadar bugün oldukça az inananı olsa da yok olmuş gibi gözükse de bugün dahi İslam kültürlerine paralel olarak ve özellikle İran kültüründe, Şii inancında oldukça fazla kültürel, inançsal, öğreti anlamında örnekleri görülmektedir.

YAZAR AÇIKLAMASI

Bu yazıda herhangi bir dini ya da ideolojik bir amaç güdülmemekle beraber, herhangi bir yönelim oluşturma düşüncesi de yoktur. Okuyucunun kendi yorumu ve inancı her dâim esastır. Sürç-i lisân eyledi isek affola ve geri bildirimlerinize, eleştirilerinize her dâim açığım.

Saygı ve sevgilerimle…

-Muhammed AVCI

KAYNAKÇA

Ali Erbaş, “Zerdüştilikte Din Anlayışı”, Dinler Tarihi Araştırmaları-II Sempozyumu, Dinler Tarihi Derneği Yayınları, Ankara, 2000.

Ali Nihad Tarlan, Zerdüşt’ün Gataları, Sühulet Matbaası, İstanbul, 1935.

Arthur Jeffery, “Biruni’nin Karşılaştırmalı Dinler Tarihi’ne Katkıları”, çev. Muhammet Tarakcı, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 19, Sayı: 2, Bursa, 2010.

Baki Adam, Dinler Tarihi, Grafiker Yayınları, Ankara, 2015.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Kurân-ı Kerim, (https://kuran.diyanet.gov.tr)

Ekrem Sarıkçıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, Fakülte Kitabevi, 1975.

Günay Tümer; Abdurrahman Küçük, Dinler Tarihi, Ocak Yayınları, Ankara, 1993.

 

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.