İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Homo Novus: İnsanın Ötesinde

 

Arkeolojik çalışmalara göre bilimsel anlamda “İnsan” (Homo sapiens) yaklaşık 50 bin yıldır var. Bu 50 bin yılda tıpkı diğer hayvanlar gibi doğanın bir parçası olan insan, diğer canlılardan farklı olarak ateş ile ısındı, dil ile anlaştı, yazı ile bunları yeni nesillere aktardı. İlkel ve aciz bedenini kuşattığı akıl ve bilim zırhı, “hayatta kalmak” amacını insan için fazlasıyla basit bir görev haline getirdi. Ve kaçınılmaz olarak da insan, gözlerini gökyüzüne dikti.

İnsanoğlu varoluşundan bu yana her zaman gök yüzüne ilgi duymuştur. Bunu sadece uçmak olarak yorumlamamak gerekir. İleriye gitmek, daha da yükseklerde olmak, sınır tanımamak… Yukarı bakmak, insanoğlunun kalbinde 50 bin yıldır yanan bir tutkudur.

Üst İnsan İddiası ve Homo Novus

Hümanizm, Aristoteles’in Antroposantrizm görüşü ile geçmişten bugüne “insanın her şeyin merkezinde olduğu” inanışı yaygınlaşmıştır. Hümanizm’e göre evrendeki her şey insan içindir ya da insana hizmet etmek için vardır. Gerçekten de insanlık tarihi boyunca bilim ve felsefe ile uğraşanlar daima insanlığa fayda sağlamak için çaba harcamıştır. Bu bazen bir savaş teknolojisi geliştirmek, bazen felsefe taşını aramak, bazen ise ölümsüzlüğün peşinden gitmek olmuştur. Neticede amaç her zaman insanı olduğundan daha güçlü, daha büyük, daha iyi kılmaktır.

Üstün insan kavramına dair ilk fikirlere Antik Roma döneminde rastlanılmaktadır. Antik Roma’da halk sınıfından birisi, Roma senatosuna girerse Yeni insan anlamına gelen Homo Novus olarak adlandırılırdı. Zira Roma’da senato üyelerinin diğer insanlardan üstün olduğu inanışı yaygındı. Bu üstünlük iddiası yalnızca hukuki olarak başlasa da zamanla senatörlerin tanrılarla akraba olduğu, tanrı kanı taşıdıkları iddiaları kaçınılmaz olarak yaygınlaşmıştır.

“Yeni insan” kavramını alışılageldik tanımının ötesine taşıma görevini ise Friedrich Nietzsche üstlenmiştir. Nietzche; Hint-Budist kültürlerindeki “Nirvana” ve “Üçüncü göz” arayışlarından etkilenmiş ve literatüre kazandırdığı “Üst insan” tanımında ruhani gelişime dayalı üst-uygar bir insan modeli ideasını ortaya koymuştur.

2.Dünya savaşı döneminde ise Friedrich Nietzsche’nin Übermensch (üstün insan) görüşlerinden ve üstünlükçü düşünceleri ile tanınan Russel Sir Francis‘in Öjeni (Sağlıklı cenin) araştırmalarından etkilenen Adolf Hitler; Üstün insan ırkı teorisini (Almanca: Die Herrenrasse) ortaya atmıştır. Böylelikle insanlık tarihinde fiziksel ve zihinsel olarak becerileri arttırılmış insan yaratmaya yönelik ilk somut girişim olmuştur.

Ari Irk Teorisi

Adolf Hitler tarafından ortaya atılan ari ırk teorisi; Alman (Aryan) ırkının en üstün ve safkan ırk olduğu ideasıdır. Günümüze kadar üstün insan arayışı konusunda üzerine en fazla araştırma ve bilimsel çalışma yapılan üst insancılık modeli olduğu için günümüz üst-insancılık anlayışının temellerini oluşturur.

Ari ırk ideasının geliştirdiği Aryosofi felsefesine göre sarı saçlı, mavi gözlü, uzun boylu ve kalıplı vücutlara sahip İskandinav insanları, insanlığın ulaşabileceği en üst basamaktır. Nazi Almanyası hükümeti, ülke nüfusunu tamamının ari ırk olmasını istediğinden insanlar üzerinde çeşitli yaptırımlar uygulamıştır. Bu kapsamda “üstün” tanımına uymayan fenotipteki insanların çocuk sahibi olmasına engel olunmuş, engelli bireyler “Gelecek nesillerin sağlığına katılım bırakmamaları” için öldürülmüş veya kısırlaştırılmıştır.

Yukarıdaki üstün tanımına uyan, tam sağlıklı, sporcu,çalışkan ve hükümetin istediği ahlaki ölçülerde yetiştirilen gençlere ise “Hitler gençliği” denilmiştir.

“Hükümet, hitler gençliğini örnek göstermek üzerine propoganda faaliyetleri yürütmüştür. Aşırı kiloluluğu ve zayıflığı yasaklamış, herkesin belirli fiziksel özellikleri sağlamasını şart koşmuştur.”, Dönemin hitler gençliği propoganda afişleri bir üst görselde görülmektedir.

Hükümetin Alman ırkını temizlemek (?) ve üstünleştirmek (Arileştirmek) amacı ile yaptığı bu yaptırımlara ek olarak toplama kamplarındaki siviller üzerinde çeşitli zalimce deneyler yapılmıştır. “Almanlaştırma” deneyleri olarak bilinen bu çalışmalarda insanlar üzerinde çeşitli kimyasallar denenerek göz, saç, ten rengi açılmaya çalışılmıştır. Örneğin plastik cerrahinin uygulama alanlarından olan boy uzatma ameliyatı da Nazi döneminde toplama kamplarındaki esirler üzerinde deneme-yanılma yolu ile geliştirilmiş ve günümüze kadar gelmiş bir tekniktir.

Dolayısı ile bu çalışmalar yüzbinlerce masum insana tarif dahi edilemeyecek zararlar verse de tıp biliminin olağan ötesi bir hızla gelişmesini sağlamıştır. Daha sonra Nazi Almanyası’ nın çöküşüyle birlikte, Ari ırk teorisi ile ilişkilendirilen tüm üst-insan akımları büyük ölçüde zarar görmüştür.

Üstün insan yaratma gayesi, geçmişte kötü şöhrete sahip olduğundan günümüzde dindar ve muhafazakar çevrelerde şiddetle karşı çıkılmaktadır. Nitekim günümüze bir kısım ırkçı gruplar tarafından hâlen desteklenilmektedir.

Adolf Hitler’in esin kaynağı olsa da, Nietzche’ nin üstün insan modeli ırkçı bir planda geliştirilmemiştir zira kendisi ırkçılığa karşı bir filozoftur. Dolayısı ile mevcut insanın gelecekte evrileceği “üstün, yeni insan” kavramı geçmişte iki farklı görüşe bölünmüştür. Bunlar fiziksel üstünlükçülük ve zihinsel üstünlükçülüktür. Nitekim günümüzde bu iki fikir tek bir felsefi akım olarak “Transhumanizm” adını almıştır.

Kavram : Transhumanizm

Transhumanizm, biyolojik evrime ihtiyaç duyulmadan insanların bilim ve teknoloji ile kendini evrimleştirmesi düşüncesidir. Transhumanizm; Zihinleri bilgisayar aktararak ölümsüz bir bilinç sahibi olmak, makine ile canlı dokuyu bir bedende birleştirerek sibernetik organizmalar tasarlamak ve benzeri bilimsel uygulama alanlarına öncülük etmektedir.

Tek bir Transhumanist felsefeden bahsetmek doğru olmaz; zira çoğu akımda olduğu gibi Transhumanizm’in de alt fraksiyonları mevcuttur. Örneğin Arthur Schopenhauer, insanlığın ancak cinsiyetsizleşmesi (Aseksüalite) ile mümkün olabileceğini savunurken ünlü teorik fizikçi Stephen Hawking, insan-makine birleşmesinin üstün insan yaratmak için doğru yol olduğunu savunmaktadır.

Transhumanizm başlıca bilgisayar bilimi, tıp, genetik ve sibernetik olmak üzere bir çok farklı disiplini ve sanat,felsefe, eğitim gibi alanı bünyesinde barındıran bir yapısal devrim hareketi olmayı amaçlar. İnsanlığın Homo Sapiens olma yolculuğu hiç şüphesiz Homo Novus olma yolunda da devam edecektir. Burada asıl argüman evrimin doğal yollardan değil, bilinçli bir akıl ile ve seçilerek gerçekleştirilmesidir.

Bugün medeniyetleri seviyelerine göre ölçeklendiren Kardashev ölçeğinde insan medeniyetinin Tip 1 seviyesine ulaşabilmesi için de bu gereklidir. Her şeyi ile üstün olmayı hedefleyen Transhümanizm; hastalanmayan, ölmeyen (veya çok daha uzun ömürlü), kusurlarından arınmış, çok daha fazla zeka ve fiziksel güce sahip yeni bireyler var etmeyi amaçlar.

Popüler Kültürde Transhumanizm

Bugün günümüzde dünyanın hemen hemen her yerinde Transhumanizm felsefi akımı yaygınlaşmakta ve özellikle bilim dünyasında destekçi toplamaktadır. Buna karşın toplumun bazı kesimlerinde “Yaratılışa Müdahale ve Yeni Bir Evrimci Neo-Darwinist Bir Yaklaşım” olarak da nitelendirilmekte ve karşı çıkılmaktadır. Aynı biçimde, sıradan insanların kusurlu olduğu ve “yeni üstünler” tarafından bifiil dünyadan temizleneceği düşüncesi sebebiyle özellikle sanat dünyasında transhumanizm felsefesi sıklıkla protesto edilmektedir.

 

Gattaca (Film, 1997):

Truman Show gibi kült yapımlara da imza atan başarılı yönetmen Andrew Niccol’ un şaheserlerinden biri olarak Gattaca’ yı kesinlikle tavsiye ederim. Transhumanizm hakkında yapılan en çarpıcı yapımlar arasında yer alan Gattaca; insanların dünyaya getirecekleri çocukların genlerini önceden planladığı kurgusal bir geleceği konu alıyor. Filmde biri “tasarlanmış”, üstün genetiğe sahip olan ve diğeri de normal yollarla dünyaya gelen iki kardeşin rekabeti anlatılmaktadır. Transhumanizm düşüncesinin eksikliklerine dikkat çeken bir filmdir.

Homo Deus(Kitap, 2015 ):

İnsanın dünyadaki otoritesini ve yükselişini konu alan Homo Deus, “İnsanlardan Tanrılara” sloganı ile dikkat çekiyor. Transhumanizm düşüncesinin dünyada yaygınlaşmasında büyük önem sağlayan Homo Deus’un İsrail asıllı yazarı Yuval Noah Harari’ye göre “insanların tanrı gücüne ulaşana kadar kendini evrimleştirmesi” durdurulamaz bir hareket.

Metro 2033 (Roman,2005 ):

Dünyaca ünlü bilim kurgu yazarı Dmitry Glukhovsky’nin Metro 2033 eseri; nükleer savaş sonucu nüfusun çoğunun yok olduğu ve kalan nüfusun da hayatını yalnızca yer altı metrolarında sürdürebildiği kurgusal bir evreni konu alıyor. Bu kurgusal evrende yer yüzünün üstü normal insanlar için nefes alınamayacak kadar kirli ve mutantlaşmış yeni bir çeşit insan ırkı olan “Homo Novus” (Serideki diğer ismi ile Dark Ones), yer yüzüne sahiplik ediyor. Metro 2033; Üstün tür ile sıradan insanlar arasındaki bu mücadeleyi konu alıyor.

Metro 2033: Onlar geleceği temsil ediyorlar

Transhumanizm ideasına göre normal insanlardan daha üstün zekaya ve fiziksel kabiliyetlere sahip olan Homo Novus’lar hakkında serinin baş kahramanlarından Hunter’ın yorumu.

Cyberpunk 2077 (Video oyunu,2020):

İnsanların makinalaştığı ve kendi organlarını yedek parça gibi değiştirebildiği Cyberpunk 2077 oyunu, Transhumanizm devriminin gerçekleştiği kurgusal bir geleceği konu alıyor. Cyberpunk 2077’de insanların neredeyse ölümsüz olduğunu, mekanik-elektronik parçalar sayesinde uçabildiği, duvarların ardını görebildiği, kısacası herkesin süpermen olduğu bir evren var.

Günümüzde Üstün İnsan Çalışmaları

Transhümanizm disiplinler arası bir akım olduğu için otomasyon, robotik, sibernetik, elektronik ve yapay zeka (AI) alanında şirketler, kulüpler ve buralarda istihdam eden bilim insanları, fütüristler, fizikçiler, filozoflar ve çeşitli meslek grupları Transhümanite doğrultusunda çalışmalar yapmaktadır. Transhümanizm’in günümüzde önde gelenleri Ray Kurzweil, Aubrey de Grey, Max More, Zoltan Istvan ve Nick Bostrom gibi isimlerdir. Geçmişten bugüne Transhumanizm veya üst-insan anlayışı ile çalışmalar yapan bir çok Türk bilim insanı mevcuttur. Hezarfen Ahmet Çelebi, Ali Kuşçu (Sibernetik biliminin kurucusu), El Cezeri bu isimlere örnek olarak verilebilir.

Günümüzde ise özellikle savunma sanayi alanında askeri dış iskelet kabukları, artırılmış gerçeklik gözlükleri, giyilebilir teknoloji ve benzeri çalışmalar; Transhumanizm ideasını temel almaktadır. 

 

Kaynaklar:

  • Scerri, Eleanor M. L.; Thomas, Mark G.; Manica, Andrea; Gunz, Philipp; Stock, Jay T.; Stringer, Chris; Grove, Matt; Groucutt, Huw S.; Timmermann, Axel; Rightmire, G. Philip; d’Errico, Francesco (1 Ağustos 2018). “Did Our Species Evolve in Subdivided Populations across Africa, and Why Does It Matter?”Trends in Ecology & Evolution (İngilizce). 33 (8): 582-594. doi:10.1016/j.tree.2018.05.005ISSN 0169-5347PMC 6092560 $2. PMID 30007846.
  • Dağ, Ahmet, “Nietzsche ve Transhümanizm Bağlantısı Üzerine Bir Değerlendirme”. FLSF (Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi). S 25, 2018, s. 207-224.
  • “Yaratılışa Müdahale ve Yeni Bir Evrimci Neo-Darwinist Bir Yaklaşım Olarak Transhümanizm”, FLSF (Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi) FLSF (Journal of Philosophy and Social Sciences), S 27, 2019, s. 153- 168.
  • Kurt, İsmail, “Transhümanizm ve Tekillik Bağlamında Dinin Geleceği”, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı Din Felsefesi Bilim Dalı, Konya 2019.
  • Köksal, Hüseyin, “2023 Eğitim Vizyon Belgesi, Tekillik ve Transhümanizm”, Eğitim ve Toplum Araştırmaları Dergisi / JRES, C 6, S 1, 2019, s. 145-157.

 

 

 

2 Yorum

  1. Anonim Anonim 11 Mart 2021

    Geçmişi, bugünü ve yarını kapsayan geniş çaplı bir derleme olmuş. Tebrikler…

  2. Mert Onar Mert Onar 11 Mart 2021

    Bilim insanları, insan ve makineyi birleştirerek insanı insan yapan unsurları da bulmaya çalışacaklarından bahsediyor. ”Bir insanın beyni bir makineye aktarılsa ve bu insanın hayatı simülasyon şeklinde tekrar oynatılsa, insan geçmişindeki aynı seçimleri yapar mı?”, ”Benliğimiz android bir robotun işlemcisine aktarılsa, aynı varlık iki yerde aynı anda mı olur?” gibi soruların cevaplarını ben de çok merak ediyorum. Umarım yakın gelecekte bu soruların cevabını alabilecek kadar Homo Nuvos’a erişebilir ya da yaklaşabiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.