İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Batılı Gözüyle XVI. ve XVII. Yüzyıl Rus Toplumunda Ahlaksızlık: Evlilik, Seks, Şarap – I

           Adam Olearius, Giles Fletcher, Samuel Collins gibi XVI. ve XVII. yüzyılın batılı gözlemcileri, dönem Rusya’sının toplumsal yaşantısına dair önemli bilgiler vermiştirler. Bu malumatlardan en çarpıcı olanları, Rusların evlilik ritüelleri, cinsellik hayatları ve alkole düşkünlükleri hususlarındadır.

            Gözlemciler, evlilik konusunda Rusların oldukça barbarca bir tutum sergilediklerinden rahatsızlıklarını dile getirmişlerdir. Evli kimseler arasındaki ilişkiler tamamen köle-efendi metaforuna göre inşa edilmiş gibidir. Fletcher, anılarında bunu şu şekilde ifade etmiştir :

Eşleriyle birlikte yaşarken barbar gibi davranıyorlar, onları eş yerine hizmetçi olarak kullanıyorlar.

        Şüphesiz bu durum, dönem Rusya’sında ataerkil bir yapının doğasını göstermektedir. Evlilik öncesinde ve esnasında uygulanan ritüeller kadın üzerindeki erkek tahakkümün ne derece yoğun olduğunu önümüze sunar. Buna göre baba, büyütüp yetiştirdiği kızını dilediği bir kimseyle evlendirmekte serbesttir. Kızının bu konuda bir seçim şansı bulunmamaktadır.  Kızın babası uygun gördüğü damat ve yahut damadın ailesi ile görüşür.  Babanın teklifi olumlu karşılanırsa birçok yabancı gözlemciyi şaşırtan bir ritüel gerçekleşir: Gelin muayenesi.

         İngiliz bir hekim olan Samuel Collins bu hadiseyi şu şekilde tasvir ediyor:

Düğün gerçekleşmeden evvel gelinin ve damadın kadın arkadaşları gelini tamamen soyup onun vücudunu incelerler. Bu kimseler gelinin çıplak vücuduna dikkatlice bakarlar; Eğer herhangi bir sivilce yahut yara varsa düğüne kadar bunların iyileştirilmesi gerekir.

          Gelin sağlıklı bir vücuda sahip ise evlilik için yeni adımlar atılmaya başlar. Yabancılar bu noktada Rus iç ilişkilerinin zalim doğasının başka işaretlerini bulurlar: Kırbaç.

        Evvela evlilik kararı alındığında baba kızını huzuruna çağırır ve bu kararda kesin olup olmadığını sorarak elindeki kırbaçla kızına iki defa vurur ve şöyle söyler: “ Ey sevgili kızım, bu şimdiye kadar babanın otoritesi altında yaşarken aldığın uyarıların sonuncusu. Artık benden özgürsün. Kocana olan yükümlülüklerini yerine getiremezsen, benim yerime o bu kırbaçla sana vuracak.” Daha sonra elindeki kırbacı damada teslim eder. Bazı yazarlara göre gelin, o esnada damadın önünde diz çöküp başını onun ayaklarına vurur.

       Evlilik sonrasında, yukarıda bahsettiğimiz üzere, yoğun bir erkek tahakkümü hakimdir. Fakat bu noktaya değinmeden daha ilginç bir adet üzerinde duracağız.

       Moskova seçkinleri doğal olarak arkadaşlarını, müttefiklerini ve görünüşe göre yabancı ziyaretçileri evlerinde ağırladı. Kadınlar bu tür olaylardan dışlanmıştı. Ancak yabancılar bir ziyaret sırasında evdeki kadınların bazen ritüel olarak misafirlere takdim edildiğini bildirdi. Geleneğe göre evli kadın misafirin onuruna bir bardak vodka içmek zorundaydı. Ardından konuğun evli kadını dudağından öpmesine izin verilirdi. Ruslar bunun büyük bir onur olduğunu düşünürlerdi.

   Yabancı gözlemciler Rus toplumundaki cinsel oyunların özgür doğası konusunda adeta hemfikirlerdi. Yabancılara göre Moskova’daki günlük sosyal hayatın karakterinde ahlaksızlıklar hakimdi. Her şeyden önce Ruslar, Batı duyarlılıklarının müsaade edebileceğinden daha fazla birbirlerine dokunuyorlardı. Fransız paralı asker Jacques Margeret sokaklarda, dini törenlerde, misafirliklerde, öpüşmenin her yerde olduğunu vurguladı. Yine de hepsi bu değildi. Diğer bazı gözlemciler Rusların yemeklerde kadeh kaldırıldıktan sonra birbirlerini öptüğünü şaşkınlıkla bildirdi.

Rusya’nın Paskaly kutlamalarını anlatan Korb, Rusların bu geleneği karşısında şok oldu:

Selamlama ve öpme geleneği hayatta herhangi bir rütbe veya mevki ayrımı olmadığını, kavgaların hatırlanmadığını belirtir niteliktedir. Paskalya sırasında ya uzatılan yumurtayı ya da öpücüğü reddetmek günah sayılır.

        Ziyaretçilerin gözünde daha da kötüsü insan vücuduna yönelik Rus tutumlarıydı. Rus erkek ve kadınları utanmaz olarak görülüyordu. Ortak banyo alanları özellikle Batı’da ahlaka aykırı ve hijyenik olmadıkları gerekçesiyle yasaklandığı için büyük bir rahatsızlık yaratmıştı. Çıplak banyo yapmak yeterince kötüydü. Ancak yabancı gözlemcilere göre Ruslar utanmadan müşterek bir şekilde yıkanıyorlardı. Olearius ortak banyo yerleri hakkında duyduklarına inanamıyordu, bu yüzden bu yerlerin garip ve ahlaksız işleyişini araştırmak için gizlice içlerine girdi ve şöyle yazdı : 

Şahsen nasıl banyo yaptıklarını görmek için Astrahan’da bir banyoya gizlice girdim. Banyo, kadın ve erkeklerin ayrı ayrı oturabilmeleri için tahtalarla ayrılmıştı; ama aynı kapıdan girip çıktılar ve önlük giymediler. Bazıları yerlerine oturana kadar önlerinde bir ağaç dalı tuttu, bazıları ise hiçbir şey yapmadı. Bazen kadınlar kocalarıyla konuşmak için, başkalarının önünde çekingen davranmadan çıplak olarak ön plana çıkıyorlardı.

Devamı “Batılı Gözüyle XVI. ve XVII. Yüzyıl Rus Toplumunda Ahlaksızlık: Evlilik, Seks, Şarap – II” adlı başlık altında yayımlanacaktır…


KAYNAKLAR

POE, Marshall, “The Sexual Life of Muscovites: Evidence from the Foreign Accounts” Russian History, Vol. XXXV, N. 3/4.

FLETCHER, Giles, Russia at the Close of the Sixteenth Century,  London, 1856.

Bir yorum

  1. Fatma Genç Fatma Genç 27 Şubat 2021

    Aman tanrım didim 😳
    Ne mutlu Türküm diyene!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.