İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kalenderîlik: İslâm’ın Marjinal Yorumu

Kalenderîlik nedir?

 ‘’Dünyayı ve dünyevî değerleri umursamayan, içinde yaşadıkları toplumun, toplumsal düzenin inanç ve geleneklerine karşı çıkan, bunu kılık kıyafet, tutum ve davranışlarıyla gündelik hayatlarına da yansıtan sûfîlere kalender, bunların temsil ettiği tasavvufî zümrelere de genel olarak kalenderiyye veya kalenderîlik adı verilmiştir.’’[1]

Kalenderîler’in hedefi kalp temizliği sayesinde Allah’a yakın olmaktır.

 Kalenderîlerin Yaşam Tarzı:

Dış görünüşleri, inanç yapıları ve fikirleri ile daima marjinal bir görünüm çizmiş olan Kalenderîlerin günlük yaşamı da toplumun sıradan insanları veya diğer tarikatların mensuplarına göre oldukça farklıdır. ‘’Dağ yamaçlarında, tepe başlarındaki mağaralarda, insanlardan uzak, yalnız başlarına ve yarı çıplak bir kılıkla, asgarî yiyecek içecekle yetinerek bekâr ve münzevi bir hayat sürer olmuşlardır’’[2]

Genellikle yarı meczup, sakal, bıyık, kaş ve saçları tıraşlı, hayvan postlarıyla örtülmeye çalışılmış yarı çıplak vücutlarla dolaşan ve tahta kılıçlarla savaşan bu garip insanlar Rum Abdallarıyla, Babaîlerle hatta daha sonra teşekkül eden Bektaşilikle de ilişkilendirilmişlerdir.[3]

Kalenderîliğin Prensipleri Nelerdir?

Bu konuda çeşitli görüşler olmasına rağmen genel anlamda Kalenderîliğin beş temel prensibi olduğu görüşü yaygındır.

Kanaat: Kişinin, hayatını idame ettirecek kadar dünyalıkla yetinmesi.

Lûtuf: Allah’ın emirlerine saygı göstererek yarattıklarına şefkatli davranmak.

Nedamet: İnsanın yaptığı yanlışlardan, günahlarından ve yersiz işlerinden dolayı sık sık pişmanlık duyması.

Diyânet: İslam’ın emir ve yasaklarına uymak.

Riyâzet: İnsanın nefsanî arzularını terbiye etmesi. [4]

Bu prensiplerin, Kalender kelimesinin harfleriyle sembolize edildiğine inanılmaktadır.

Kalenderîliğin Doktrini Nedir?

Hind ve İran mistisizmi ile Melamilikten etkilenmiş olan Kalenderîliğin birçok doktrini olmasına rağmen bunların arasından ikisi bilhassa öne çıkmaktadır; fakr ve tecerrüd.

Fakr ve Tecerrüd:

Bu kavram, Hint-Asya mistiklerinin ‘’hayati asgari seviyede sürdürmeye yarayacak şeylerin dışında hiçbir dünyevi varlığa itibar etmemek (fakr), bekâr ve münzevî bir hayat geçirmek, (tecerrüd)’’ anlayışından yola çıkarak, Müslüman sûfi çevrelerce ‘’Allah’tan gayri her şeyden uzaklaşmak’’ yoluyla insanı olgunlaştırarak manevî anlamda yüksek mertebelere ulaştıracak prensip olarak yorumlanmıştır.

Dervîş kim şikâr ede fakrun libâsını

Vermez sipihr-i atlasa köhne palâsını  (Hayalî Beğ)

 Melâmet:

Kişinin yaptığı iyilik ve faziletli işleri saklayarak topluma sadece kötü işleri ve kusurlarını göstermesidir.

Sohbet-i ehl-i selâmetden berî oldum yine

Bir melâmet şâhınun hâk-i deri oldum yine (Hayalî Beğ)

Vahdet-i Vücûd ve Vahdet-i Mevcûd:

Vahdet-i Vücûd (varlıktaki birlik): ‘ Allah’ın varlığında bütün eşyanın birliğini görmek anlamında kullanılır’’[5] Vahdet-i Vücûd anlayışı, Kelenderîlerce tam anlamıyla hazmedilememiş olduğundan dolayı bir müddet sonra bu anlayış panteizme dönüşmüştür.

Kamû eşya içinde doludur Hak

Eğer görmek dilersen gözin aç bak (Kaygusuz Abdal)

Muhît-i zevrak menem Hak menemdür Hak menem

Tamu vü uçmağ menem cümle mekân bendedür (Kaygusuz Abdal)

Cemâlperestlik

Güzelliğin kaynağı ilahi olduğu için güzelliğe tapınma hali. (‘’…Allah’ın güzelliğinin sakalı çıkmamış güzel genç oğlanların yüzünde tecelli ettiği anlayışından yola çıkarak sufîlerin kendilerine güzel yüzlü oğlanlardan dost edinmeleri olgusunu anlatır.’’[6])

Çehresinde görüben lema-i nûr-ı Nebevî

Bir yalın yüzlü ışık şevkine oldum alevî (Hayalî Beğ)

 Kalenderiliğin Usul-Erkânı Nedir?

Kılık Kıyafet:

Osmanlı albümlerindeki minyatürlerde, Avrupalı seyyahların eserlerindeki gravürlerde, Arap vekâyinâmelerinde ve çeşitli kaynaklarda anlatıldığına göre; Kalenderîlerin neredeyse hemen hepsi yarı çıplak gezerler. Sırtlarında hayvan postlarıyla gezenler, tamamen çıplak, (sadece mahrem yerlerini otlarla örtenler) veya cavlak denilen yelek ile vücutlarını örtenler de vardır. Boynuzları bulunan başlıklar giydiklerine ve çeşitli aksesuarlar kullandıklarına da değinilmiştir. Yüzleri tıraşlı, sarkık gür bıyıklı, belinde ve boynunda çanlar takılı, ellerinde ucu kıvrık sopalar taşıyan, bellerinde tahta kılıçla dolaşan Kalenderîler, bu giyim tarzıyla elbette ki daha ilk bakışta diğer tarikatlardan (ve toplumun diğer gruplarından) ayırt edilebiliyordu. Onların bu antipatik kıyafetle amaçladıkları da zaten toplum tarafından kınanmak, böylece Melâmet felsefesine daha da yaklaşmaktır.

Çihar-Darb (Dört Vuruş):

Saçın, kaşın, bıyığın ve sakalın usturayla kazınmasıdır. Tüm Kalenderî zümrelerde tamamını kazımasalar bile bir veya ikisini bırakarak yine de Kalenderîliğin olmazsa olmaz geleneğini yerine getirirler.

Başa vü kaşa bürûd-u rîşe vurup çâr darb

Niçe sûretden görinen halka-i merd-i Hak Dede (Hayalî Beğ)

Riyazet:

Nefsani tüm arzulardan uzaklaşarak hayatı idame ettirebilecek asgari şeylerle yaşamını sürdürmektir. Bir nevi çile olarak yorumlanabilir.

Seyahat:

Seyahat, nefsi olgunlaştırmak ve önemli kimselerle tanışmak ve sohbetine nail olmak maksadıyla Kalenderîler arasında daima uygulanması gereken

 bir erkân olarak görülmüştür.

Tese’ül (dilenme) veya Cerre Çıkmak:

Kalenderîler, Fakr ve Tecerrüd anlayışından yola çıkarak, nefislerini aşağılayarak onun esaretinden kurtulmak maksadıyla dilencilik tarzındaki bu usulü geçim yolu olarak kabul etmişlerdir. Onlar bazen grupça köy köy, kasaba kasaba gezip ilahiler söyleyerek dilenirken bazen zengin evlerinin önünde maniler söyleyerek bazen ise çarşı pazarda fal bakarak geçimlerini sağlıyorlardı.

Mücerredlik:

Gezgin Kalenderî dervişlerinin (gezgin ve başına buyruk bir hayat sürmelerinin doğal sonucu olarak) bekâr kalmaları da gayet olağan karşılanmaktadır. Yine çoğu büyük Kalenderî önderin bekâr ve münzevi bir hayat yaşadığı bilinse de Şems-i Tebrizî gibi, evli olduğu bilinen ünlü Kalenderîler de vardır.

Kalenderîliğin Âyin ve İbadetleri Nelerdir?

Kalenderiliğe Mahsus Ayinler:

Ateş samahı: ‘’Tanrı’ya temaşa göstermek üzere semâ ve raks etmek.’’[7]

Samah, Raks ve Esrar: Semah’ın vecd haline girebilmek için bir yöntem esrarın ise bir araç olarak kullanıldığı görülür. Kaynaklarda, bu tarikatın üyelerinin davullar ve ziller eşliğinde ürpertici sesler çıkararak raks ettikleri esnada izleyenleri dehşete düşürdükleri anlatılır.

Gel iy miskin Kaygusuz esrardan al öğüdün

Bu âşıklar otudur yemez verme her Tat’a  (Kaygusuz Abdal)

Kalenderîler ve İbadetler:

Kalenderiler, birçok kaynakta şer’i ibadetler konusunda hassas davranmadıkları dolayısıyla eleştirilmişlerdir. Ancak yine de Şems-i Tebrizî, Kaygusuz Abdal, Otman Baba gibi pek çok meşhur Kalenderî dervişinin, namaz gibi şer’i ibadetleri yerine getirdikleri bilinmektedir.

Taliplerde Aranan Şartlar:

Diğer tarikatlardaki tarikata girmek isteyen taliplerde aranan şartlar Kalenderîlikte yoktur. Kalenderî tarikatına girebilmek için genç ve bekâr olmak, doğup büyüdüğü çevreyle problemlerinin olması yeterlidir. Bu sebeple toplumun dışlanan veya kendisini toplumdan soyutlayan kişilerin kaçış olarak bu tarikata girmesi normaldir. Örneğin, ailesiyle sorunları olan genç delikanlıların, siyasi meselelerden dolayı başı derde giren devlet adamlarının, marjinal düşünceleri olan bireylerin sığınabileceği olası topluluklardan biridir Kalenderîler.

Kalenderîler ve Toplum:

Kalenderîler, antipatik kılık kıyafetleri, gezgin yaşam tarzları, farklı inanç ritüelleri, dini kurallar ve ahlaki ilkelere karşı davranışları ve toplum düzenine aykırı hareket etmeleri sebebiyle çoğu zaman toplumdan tepki görmüşlerdir. Merkez ve taşra yönetim çevreleri, ulema ve münevver tabakası, diğer tarikat mensupları ve şehirli halk çoğunlukla Kalenderîliği tasvip etmemiş ve Kalenderîlere karşı tavır almışlardır.

Dünyada halk arasında mazmun, ukbâda Hâlık rahmetinden mahrûm (Vahidî)

KAYNAKLAR

 AZAMAT, Nihat, ‘’Kalenderiyye’’, DİA, cilt: 24, İstanbul, 2001. s.253-256.

KILIÇARSLAN, Orhan, ‘’Kalenderî Bir Şairin Divanı’ndan Yansımalar’’, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, sayı:1, Aralık 2016, s. 58-70.

OCAK, Ahmet Yaşar, Osmanlı İmparatorluğu’nda Marjinal Sûfilik Kalenderîler XIV.-XVII. Yüzyıllar, Timaş Yayınları, İstanbul, 2017.

OCAK, Ahmet Yaşar, Osmanlı Sufiliğine Bakışlar, Timaş Yayınları, İstanbul, 2015.

[1] Nihat Azamat, ’Kalenderiyye’’, DİA, cilt: 24, İstanbul, 2001, s.253.

[2] Ahmet Yaşar, Osmanlı İmparatorluğu’nda Marjinal Sûfilik Kalenderîler XIV.-XVII. Yüzyıllar, Timaş Yayınları, İstanbul, 2017, s.205.

[3] Ocak, Ahmet Yaşar, Osmanlı Sufiliğine Bakışlar, Timaş Yayınları, İstanbul, 2015.s. 141.

[4] Hatîb-i Fârisî’ye göre Kalenderîliğin temel tasavvufi prensipleri. Ocak, Kalenderîler, s. 206-207.

[5]Orhan Kılıçarslan, ‘’Kalenderî Bir Şairin Divanı’ndan Yansımalar’’, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, sayı:1, Aralık 2016, s. 62.

[6] Ocak, Kelenderîler, s.215-216.

[7] Ocak, Kalenderîler, s. 231.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.