İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Parazit Filmi İle Adını Zirveye Taşıyan Yönetmenin Az Bilinen Bir Başyapıtı: INCOHERENCE

Yönetmen: Bong Joon-Ho

Senaryo: Bong Joon-Ho

Tür: Drama

Süre: 30dk

Bong Joon Ho…

Birçoğumuz bu ismi, Mayıs 2019’daki Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye kazanması ve bunu gerçekleştiren ilk Kore yapımı olması hasebiyle duydu. Tüm ödül sezonu süresince en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi senaryo ödüllerinin çoğunu kazanan yönetmen, bu zaferlerine Oscar’ı da ekleyerek tarihin en çarpıcı çıkışına imza atmış oldu. Hal böyle olunca tüm bu ödülleri kazandığı filminden ziyade kendisini bu noktaya getiren süreçte çektiği filmleri mercek altına almak istedim. Ani tür değişimleriyle izleyicisini şaşırtan, içerdiği kara mizah ile toplumsal olayları yansıtış tarzı ve ortaya koyduğu perspektifle kendisinden ilerleyen dönemlerde de sıkça söz edecek gibiyiz.

Yönetmen Bong, Parasite ile uluslararası üne kavuşmadan yaklaşık 25 yıl önce aynı silahtan farklı şekilde ateşlenmiş gibi görünen bir film yapmış. Güç ve zenginlik kavramlarının nüfuzlu insanların eylemlerini ve ahlaki anlayışlarını nasıl etkilediği sorusunu sorgularcasına bizlere Kore toplumundan müthiş bir kesit sunmuş.

Öğrencilik döneminde hazırlamış olduğu bu 30 dakikalık kısasıyla Bong; dönemin Kore toplumuna ışık tutarak üç ayrı hikayeyi koşut biçimde izleyicisine aktarıyor. Üç bölümden oluşan filmin ilk bölümünde işe giderken yol boyunca genç bir öğrenciye yaklaşmayı hayal eden bir üniversite profesörü ile tanışıyoruz. Profesör, üniversitedeki odasında pornografik bir dergi okuyarak vakit geçiriyor. Sonrasında derste gördüğümüz profesör bir öğrencisinden odasındaki kağıtları alması için ricada bulunuyor. Ardından müstehcen dergisi aklına geliyor ve saklamak için oraya gitmesi gerektiğini fark ediyor.

İkinci bölümde, kamera şehir içinde koşuya çıkmış spor yapan bir bireye odaklanmaktadır. Bu kişi bir evin önüne bırakılmış sütü açıp içer ve bu esnada yanına bir gazete dağıtıcısı genç gelir. Evin önünde duran diğer sütü de bu dağıtıcı çocuğa ikram edip oradan uzaklaşır. Sonrasında ev sahibi sütleri almak için dışarıya çıkar ve gazete dağıtan çocuğu sütünü içerken yakalar. Kadın, çocuğa tepki gösterip şiddet uygular genç durumu açıklamaya çalışsa da kadın onu dinlemez.

Üçüncü ve son bölümde ise gecenin sonunda bardan çıkan takım elbiseli iki sarhoş adam karşımıza çıkmaktadır. Ana hikaye sarhoş bir beyaz yakalının otobüs durağını kaçırması ve tuvalet ararken mahsur kalması etrafında şekillenmektedir. Bir bina görevlisiyle karşılaşan bu adamın zihin dünyasında alt sınıf olarak nitelendirdiği kişilere karşı öfkesini ve kinini görmekteyiz.

Filmin sonunda birbirleriyle bağlantısız görünün hikayelerde yer alan bu kahramanların bir canlı yayın programında topluma ahlak ve etik konularında telkinler verirken görmekteyiz.


 Sınıfsal farklılığın insan eylemleri üzerindeki etkisini basit bir şekilde irdeleyen Bong’un kariyerinin başlarından bir kısa film izlemek, daha sonraki filmlerinin tematik atılımının, karanlık hicivlerden, insanlık durumunun iki yüzlülüğünün keşiflerinden ve gücün yozlaşma durumlarından bir kariyer yaratmaya kararlı bir yönetmen olduğunu anlamamız açısından büyük bir önem arz etmektedir.

Sizleri onu ve zihin dünyasını filmleri aracılığıyla daha yakından tanımaya davet ediyorum.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.