İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

19 Mayıs’ın Türkiye Genelinde Kutlanmaya Başladığı İlk Tarih: 1935

     Türkiye Cumhuriyeti, hemen her ulusal devlette olduğu gibi bazı milli bayramlara sahiptir. Bu bayramların ortak özelliği, ülkenin doğuş aşamasına temas etmeleridir. Bu ayrıca önemlidir, çünkü varoluşun simgesel hale getirilip anılması, hem ulus bilincinin yaratılması hem de birliğin sağlanması açısından hemen her çağdaş devlette görülen bir husustur. Bir diğer deyişle devletlerin “yaradılış” destanları, milli bayramlar şeklinde vücut bulmuştur.

     Milli Mücadele dönemine atıf yapan ilk bayram “23 Nisan Bayramı”dır. TBMM’nin açılışının birinci yıl dönümünde, 23 Nisan 1921’de kabul edilmiştir. Bu tarihten itibaren sırasıyla “23 Nisan Bayramı” ve “23 Nisan Çocuk Bayramı” olarak kutlanmış, 1935’te de “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak kutlanmaya başlamıştır. Milli Mücadele’ye atıf yapan ikinci bayram ise “Hâkimiyet Bayramı”dır. Bu bayram, saltanatın kaldırılmasının ertesi gününün (2 Kasım 1922) aynı zamanda Hz. Muhammed’in doğum gününe (Mevlit Kandil’ine) tekabül ettiği için, Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey’in hem Mevlit’i hem de saltanatın kaldırılmasını kutlamak için dua edilmesini ve top atılmasını; Burdur mebusu İsmail Suphi Bey de bu günün milli bayram olarak kutlanmasını teklif etmişlerdi. İcra Vekilleri Reisi (Başbakan) Rauf (Orbay) Bey de her iki teklifin birleştirilerek 1-2 Kasım günlerinin bayram olarak kutlanmasını önermiş, bu teklifi sevinçle karşılanmış, yapılan oylama neticesinde bu günler “Hakimiyet Bayramı” olarak kabul edilmiştir. Bu bayram, 1935 tarihinde yürürlükten kaldırılacaktır. Bu dönem kutlanmaya başlanan üçüncü bayram “Cumhuriyet Bayramı”dır. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesi, ertesi sene, 29 Ekim 1924’te şenliklerle kutlanmıştır. Fakat bu günün bayram olarak kabulü, ancak 19 Nisan 1925’te TBMM’de alınan kararla resmileşmiş ve 29 Ekim 1925’ten itibaren bayram olarak kutlanmaya başlanmıştır. Dördüncü bayram olan “30 Ağustos Zafer Bayramı”, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’nın da katılımıyla ilk kez 1924’te Afyon’da kutlanmış, fakat resmi bayram olarak kabulü ancak 1 Nisan 1926’da olabilmiştir. (Akbulut, s. 1-4)

     Bu bayramlar dışında 19 Mayıs 1919’a atıf yapan herhangi bir bayram mevcut değildi. Çünkü 19 Mayıs 1919, bir sonuçtan ziyade bir başlangıç olmakla, diğer tarihler kadar ön planda değildi. Öncelikle Gazi, o dönem resmi ve olağan bir şekilde Samsun’a çıkmıştı. Daha da önemli ve ilgi çekici olan ise, Milli Mücadele’nin ne zaman başladığı da TBMM tarafından daha önce tespit edilmiş ve 19 Mayıs 1919 tarihinin adı bile geçmemişti. Milli Mücadele’nin ne zaman başladığı ile ilgili 1923’ün sonbahar günlerinde TBMM’de bir yasa tasarısı görüşüldü. Bu yasa tasarısına göre Milli Mücadele’nin başlangıç tarihi tespit edilecek, böylelikle hem subaylara ona göre rütbe ve maaş verilecek, hem de Milli Mücadele’ye katılmayan subaylar tespit edilebilecekti. Meclis’teki görüşmelerde kimi vekiller Yunanistan’ın İzmir’i işgal tarihi olan 15 Mayıs 1919’u “Milli Mücadele’nin başlangıç günü” olarak önerdiler. CHP’nin önde gelen isimlerinden Recep (Peker) Bey de 15 Mayıs 1919 gününün Milli Mücadele’nin başlangıç günü olarak kabul edilmesinden yanaydı. Kimi vekiller de İtilaf Devletleri’nin İstanbul’u işgal tarihi olan 16 Mart 1919’u “Milli Mücadele’nin başlangıç günü” olarak önerdiler. Bazı teklifler ise TBMM’nin açılış tarihi olan 23 Nisan 1923’ün başlangıç olarak kabul edilmesi şeklindeydi. Teklifler arasında kimse 19 Mayıs 1919 gününü zikretme ihtiyacı hissetmemişti. (Koçak, s. 241)

      19 Mayıs 1919 gününün önem kazanması, Mustafa Kemal Paşa’nın Cumhuriyet Halk Fırkası’nın 1927’deki kurultayında okuduğu Nutuk’taki olayları 19 Mayıs 1919 tarihi ile başlatması ile yakından ilgilidir. Bir yıl önde gazeteci Falih Rıfkı Atay’a 1914-1919 tarihleri arasındaki anılarını yazdırdığını biliyoruz. Milliyet gazetesinde yayınlanan bu anıların 19 Mayıs 1919’da son bulduğunu hatırlarsak, aynı gün başlayan Nutuk’un bir devam mahiyetinde olduğunu düşünebiliriz. Buna rağmen 19 Mayıs 1919’un genel bir bayram olarak kutlanması için daha çok zaman geçmesi gerekecekti. Fakat Gazi’nin Milli Mücadele’ye kendi şehirlerinde başladığını unutmayan Samsunlular, kendileri için de önemli bir gün olan 19 Mayıs’ı 1926’da “Gazi Günü” olarak ilan ettiler ve kendilerine özgü bir şekilde kutladılar. Bu tarihten itibaren “Gazi Günü” Samsun’da kutlanmaya devam etti. Fakat onlar, bu günün resmi bir bayram olarak da kutlanmasını istiyordu. 19 Mayıs’ın Samsun’da yerel bir şekilde kutlanması, diğer şehirlere de sirayet etti ve onlar da Gazi ile kendi aralarında hatıra teşkil eden günleri anmaya başladılar. Örneğin Sivas, Sivas Kongresi’nin başlangıç tarihi olan 4 Eylül gününü 1927’den itibaren kutlamaya başladılar. (Akbulut, s. 5-6)

      19 Mayıs gününün 1935 yılına kadar genel bir bayram veya kutlama olarak zikredilmesi söz konusu olmamıştır. Bu tarihte içişleri bakanlığı tarafından hazırlanan ve TBMM’ye sunulan  “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun” tasarısı, 20 Mayıs 1935’te Meclis İçişleri Komisyonu’nda görüşüldü. 23    Mayıs 1935’te görüşülmeye başlanan ve 27 Mayıs 1935 günü kabul edilen bu kanuna göre yurtiçi ve yurtdışında kutlanacak tek “ulusal bayram”ın Cumhuriyet’in ilanı olduğu belirtilmiş, ayrıca “30 Ağustos Zafer Bayramı”, “23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı”, “1 Mayıs Bahar Bayramı”, “1 Ocak Yılbaşı Günü” de bayram olarak kabul edilmiştir. Bunların yanında Şeker Bayramı ve Kurban Bayramının da  (dört gün tatil olmak üzere) günleri kararlaştırılmış ve hafta tatilleri tespit edilmiştir. 1935 tarihli bu yasa ile birlikte 1926 tarihine kadar TBMM tarafından kabul edilmiş olan, yukarıda zikrettiğimiz, dört millî bayramdan üçü devam ettirilmiş, yalnızca saltanatın kaldırılmasının yıldönümü olan “1 Kasım Hâkimiyet Bayramı” yürürlükten kaldırılmıştır. Bu kanun düzenlemesinde 19 Mayıs 1919 ile ilgili her hangi bir ifade bulunmamıştır. Bir başka deyişle 19 Mayıs, resmi bayramların düzenlendiği 1935 tarihli kanunda yer almamış ve bayram olarak kabul edilmemiştir.(Akbulut, s. 7)

    Buna rağmen, 1935 tarihi 19 Mayıs günü için önemlidir. 19 Mayıs günü ilk defa bu yıl anılmaya başlanmıştır. Bir yıl öncesine bakarsak, 1934 tarihli gazetelerin 19 Mayıs günkü nüshalarında bile herhangi bir anma veya kutlama görülmemektedir. 19 Mayıs, ancak 30 Ağustos gibi “sonuç” anlamına gelen ve resmi bayram olarak kabul edilen günlerde zikrediliyordu. Örneğin 30 Ağustos 1935 tarihli Milliyet gazetesindeki ifadeler şu şekildeydi: “(…) Arada Gazi Anadolu’ya geçmişti. Büyük Şefin Anadolu’ya ayak basması, Türkün kurtuluş ile neticelenen bu büyük tarih hadisesinin başlangıcı, bugün yıldönümünü kutladığımız Dumlupınar zaferi de sonudur. Mütarekenin imzalanmasından beri itilaf devletleri tarafından yapılan tecavüzler karşısında yer yer bir takım mukavemet hareketleri belirmeğe başlamıştı. Bunlar, canına kastedilen bir adamın nefsini müdafaası mahiyetinde hareketlerdi. Mevzii bir mahiyette olan bu hareketler, 19 Mayıs 1919 da Büyük Şefin Samsuna ayak basmasile Türk milletinin tabii hudutları içinde milli bir kurtuluş hareketi halini alıyor”. (Milliyet, 30 Ağustos 1934)

      Önceleri yalnızca resmi bayramlarda peyder pey zikredilen 19 Mayıs günü, ilk defa 1935’te gazetelerin ana sayfalarında yer bulmaya ve anılmaya başladı. 19 Mayıs 1935 tarihli Anadolu’nun (İzmir) manşetinde “Ulu Başbuğ Kamâl Atatürk’ün Samsun’a Ayak Bastığı 19 Mayıs Günü Halkevinde Kutlanacaktır” ibaresi vardır. Devamı şu şekildedir: “19 Mayıs… Bugün ulu ve tarihsel bir günümüzü daha kutluyoruz. 19 Mayıs, Türk devrim tarihinin (okunamadı) günlerinden biridir. Hem o kadar yücedir ki, kurtuluş ve erkinlik (istiklâl) savaşımızın, Türk devletinin başı başlangıcı 19 Mayıstır.(…) Evet, Büyük Türk, Türk’ün en büyüğü, Türk ulusunu, Türk yurdunu kurtarmak için 19 mayıs da Samsun’a ayak basmıştı. Artık Türk’ün güneşi doğmuştu. Düşman saldırıları karşısında, ne yapacağını şaşırmış bir hale düşen Türk ulusu, gözlerini Samsun’a dikmişti. Herşeyi ondan, o Büyük Türk’den bekliyordu. Beklediğimiz gibi de oldu. 19 mayıs dan sonra neler olduğunu da gene hep biliyoruz. Ulu Başbuğ Kamâl Atatürk, ulusun başına geçti, ona gideceği yolu gösterdi, onunla birlikte düşmanlarla dövüştü, çarpıştı ve yurdu kurtardı. 19 mayıs günü, işte, bu sebeplerden ötürü yücedir, uludur. 19 mayıs, Türk kurtuluş ve erkinlik (istiklâl) savaşının başladığı gündür. Türk’ün kurtuluş güneş, 19 mayısda doğdu, ışıklarını, ilkönce, Samsun’dan yurdun hertarafına yaydı”. (Anadolu, 19 Mayıs 1935)

      Görüleceği üzere, 19 Mayıs’tan önemli bir gün olarak bahsediliyor, önder yüceltiliyor ve ülkenin kurtuluşu o güne bağlanıyordu. Bu, 1935’ten önce rastlanmayan bir durumdu. Az önce de zikrettiğimiz üzere, 19 Mayıs 1934 tarihli gazetelerde bile bu konuda en ufak bir yazı veya haber göremedik. 19 Mayıs 1935 tarihli diğer gazetelere göz attığımızda ise bu günün “önemli bir gün” olarak kabul görmeye başladığını anlıyoruz. “Başlamak” fiiline özellikle dikkat çekelim, çünkü bazı gazetelerin ana sayfalarında herhangi bir haber veya yazı görmemeye 1935 yılında da devam ediyoruz. Örneğin, 19 Mayıs 1935 tarihli bazı gazeteler bu günü anarken, aynı tarihli Akşam gazetesinde herhangi bir habere veya yazıya rastlayamıyoruz. (Akşam, 19 Mayıs 1935) Bir diğer örnekte, 19 Mayıs 1935 tarihli Son Posta, Atatürk’ün İstanbul seyahatini ana sayfadan duyurmakta, fakat 19 mayıs ile ilgili bir habere yer vermemektedir. (Son Posta, 19 Mayıs 1935) 19 Mayıs 1935 tarihli Yeni Asır gazetesinde de 19 Mayıs’ı anmak üzere kaleme alınan bir yazı yahut haberin ana sayfadan yayınlandığını göremiyoruz. (Yeni Asır, 19 Mayıs 1935)

      Bazı gazeteler de 19 Mayıs’a kısa bir haber şeklinde, ikinci planda yer vermektedir. 19 Mayıs 1935 tarihli Cumhuriyet’in ana sayfasında Atatürk’ün İstanbul’u ziyaret ederek bu güzide şehri şereflendirdiğine dair bir manşet haber bulunmaktadır. 19 Mayıs ile ilgili herhangi bir haber yoktur. (Cumhuriyet, 19 Mayıs 1935) Ertesi gün, 20 Mayıs 1919 tarihli Cumhuriyet’in üçüncü sayfasında “Atatürk’ün Samsuna ayak bastığı tarihi gün” başlıklı bir habere yer verilmekte, İstanbul’da ve İzmir’de şenlikle yapıldığı kamuoyuna kısa bir şekilde duyurulmaktadır. (Cumhuriyet, 20 Mayıs 1935)

      19 Mayıs 1919 tarihli Kurun, Atatürk’ün İstanbul’a yaptığı ziyareti ana sayfadan vererek, “Kamâl Atatürk dün İstanbula onur verdi” başlığını kullanmakta; bir yan sütunda ise “19 mayısı candan kutluyoruz: Büyük önder 16 yıl önce bugün Samsuna ayak basmıştı” başlıklı bir yazıya yer vermekte ve şunları söylemektedir: “Ulusal savaşın tarihini nasıl yaratmışsa gene öyle yaratan Ulu Önder, kendisine başlangıç olarak 19 Mayısı almışlardır. Büyük söylev (Nutuk), ‘19 Mayısta Samsuna ayak bastım’ diyerek bugünün adını, sanını yükseltir, tarihe mal eder”.  (Kurun, 19 Mayıs 1935) 19 Mayıs 1935 tarihli Zaman da Atatürk’ün İstanbul’u ziyaret ettiği haberini ana sayfadan vermekte, 19 Mayıs’ı ise kısa bir başlıkla, “Mesut bir devri senevi: 19 Mayıs” şeklinde okuyucularına duyurmakta, bugünün Türk tarihinde önemli bir yer işgal ettiğini belirtmektedir. (Zaman, 19 Mayıs 1935)

      CHP’nin sözcüsü olarak görülebilecek olan Ulus gazetesi 19 Mayıs gününü yüksek sesle kutlayan gazetelerin başında gelmektedir. 19 Mayıs 1935 tarihli Ulus, ana sayfada kısa bir habere yer vererek, “Atatürk yurdu kurtarmak için 16 yıl önce bugün Samsuna çıkmıştı” başlığını kullanmakta ve şu ifadelere yer vermektedir: “Yakın tarihimizin bazı günlerinin yıldönümlerini her yıl kutlayışımızda, yurdumuzun bugünkü tamamlığının ve rahatının nasıl kazanıldığını anar ve tarihte eşi görülmemiş bu yüce eseri yaratana minnettarlığımızı sunarız. Atatürk’ün yurdu kurtarmak için Samsuna ayak bastığı gün olan 19 mayıs, bu tarihsel günlerin en başında gelir. Çünkü, şimdiki genç ve herkesten saygı gören Türkiye Cumhuriyetinin temeli, büyük Önderin bütün ulusu savaşa çağırdığı ogün atılmıştı. 19 Mayıs 1935 deki Türkiye Cumhuriyeti erkin, kuvvetli ve bütün dünyadan saygı gören bir devlettir. Bu güzel, mutlu günlerin değerini iyice anlamak için o zamanki karanlık, korkunç durumu hatırdan çıkarmıyalım”. (Ulus, 19 Mayıs 1935) Fakat bu içtenliğe rağmen gazetenin bir gün sonraki nüshasında kutlamalara veya etkinliklere dair ana sayfadan yayınlanan bir haber göremiyoruz. (Ulus, 20 Mayıs 1935)

     Bu haberlerin, her gazetede yer bulmasa da, 1935’e denk gelmesi tesadüf değildir. 19 Mayıs, ilk defa 1935’te “Atatürk Günü” olarak zikredilmeye başlanmıştır. Bu, daha önceki yıllarda yine bir spor bayramı mahiyetinde yapılan İdman Bayramı’nı saymazsak (Vakit, 20 Mayıs 1924), 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nın temeli olarak kabul edilebilir. “Atatürk Günü”, ilk defa 20 Mayıs 1935 günü duyurulmuş ve 24 Mayıs 1935 günü bazı spor kulüplerinin İstanbul’da yaptıkları dostluk maçları ve devamında yapılan gösteriler ile başlamıştır.

      20 Mayıs 1935 tarihli Tan’da yayınlanan “Sporcuların Atatürk Günü: Sporcularımız Cumaya Atatürk Gününü Heyecanla Kutlayacaklar” başlıklı haberde,  Atatürk’ün Samsun’a ayak basışının yıldönümü olan 19 Mayıs günün, Güneş Kulübü’nün teklifi üzerine Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı merkezince alınan karar doğrultusunda “Atatürk Günü” olarak kabul edildiği, takip eden ilk Cuma günü (24 Mayıs’ta) sporcuların bu günü kutlayacakları belirtilmektedir. Buna göre merasim iki kısımdan oluşacaktır. Birinci kısım Cuma sabahı İstanbul’da, ikinci kısım aynı gün öğleden sonra Fenerbahçe Stadı’nda yapılacaktır. Cuma sabahı İstanbul’a bağlı spor kulüplerinin temsilcileri Güneş Kulübü’nde bir araya gelerek Taksim abidesine gidecekler ve kulüpleri namına ayrı ayrı, fakat aynı şekilde yapılmış çelenkleri abideye bırakacaklardır. Öğleden sonra Kadıköy stadında merasime devam edilecek ve Fenerbahçe stadına serbestçe girilebilecektir. Buradaki merasim, bütün spor kulüpleri sporcularının yapacakları resmigeçit ile başlayacak, Atatürk heykeli önünde durularak spor andı içilecek ve akabinde Fenerbahçe Başkanı ve Hak (Adalet) Bakanı Şükrü Saraçoğlu ile Güneş Kulübü başkanı Bolu milletvekili Cevat Abbas (Gürer) Beyler birer konuşma yapacaklardır. Devamında Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Güneş takımları birer “kardeşler maçı” yapacaklardır. (Tan, 20 Mayıs 1935)

      24 Mayıs 1935 tarihli Tan gazetesi kutlamalara geniş yer ayırmıştır. “Atatürk Spor Günü Çok Parlak Oldu: Sporcular Atatürk Heykelinin Önünde And İçtiler” şeklinde bir başlık kullanan gazete, yapılan kardeşlik maçında Beşiktaş’ın Güneş Spor Kulübü’nü 3-2 mağlup ettiğini duyurmakta ve yapılan törenin detaylarına yer vermektedir. (Tan, 25 Mayıs 1935)

      19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nın ilk nüvesini oluşturan 1935 tarihli “Atatürk Günü” bu anlamda temel bir mihenk taşıdır. Yukarıda zikrettiğimiz spor etkinliğinden kısa bir süre sonra “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adını alan bu gün, 20 Haziran 1938’de “Gençlik ve Spor Bayramı” adıyla resmi olarak kutlanmaya başlanmış, ancak 1980’den sonra “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” adını alabilmiştir. Burada asıl dikkatlerden kaçan, 1935 tarihine kadar bu günün zikredilmemesi, ülke çapında anılmaması, hatta Milli Mücadele’nin başlangıç gününü tayin etmek için toplanan vekiller tarafından da dikkate alınmamış olmasıdır.

Kaynakça

  • Kitaplar ve Makaleler

AKBULUT, Dursun Ali, “Samsun’un “Gazi Günü” Ya Da 19 Mayıs Bayramı”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 12 (1), ss. 7-14.

KOÇAK, Cemil, Belgelerle Heyeti Mahsusalar, İletişim Yayınları, İstanbul 2005, s. 241.

  • Gazeteler

Milliyet

Zaman

Tan

Ulus

Yeni Asır

Son Posta

Anadolu

Vakit

Cumhuriyet

Akşam

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.